Hep bir şehri terk ediyorum...
Anılar, ruhlar, yolları geride bırakıyorum.
Kan revan olmuş omuriliğimden gözyaşları akıyor.
Yükü hafifletmem lazım farkındayım, acıyorum o nasır tutmuş ellere.
Rüyadan rüyaya düşmek istiyorum bu gece, tuzlu su izlerini takip etmeden kulak gıcırdatan raylardan akıp giden zamanla yüzleşmek istiyorum.
Bükülmüş dudağın üstündeki nefes ağır geliyor.
İyiden iyiye, iyice...
ciddi manada bir şey olmuyorsa olmuyordur.
oldurmaya çalışmayın,
elinizde kalan cabası...
kötüyse kötü kalsın, iyiyse iyi kalsın,
eksik gedik mi var?
olsun böyle olması gerek deyip geçin.
oldurmaya çalıştıkça olmayacak.
pesimist değilim, olmadım da,
lakin bazı gerçekleri hayat ve yaşanmışlıklar yüzünüze yüzünüze vuruyor.
içinize gömün.
Ait olmadığınız yerden kaçın.
Kaçan kovalanır misali hep kovalandınız,
hala da öyle...
Kaçtığınız şehir, insan, durum ne varsa önünüze çıkıyor.
Şu kısacık ömründe ne çok derdi var insanoğlunun...
Şu kazulet varlıklar size diyorum:
Bırakın o kimseleri, yalnız kalsınlar.
Çünkü insan her zaman kendiyle baş başa kalamıyor,
iç sesi bile izin vermiyor desem yeridir.
Sizden kaçan bir insan mı gördünüz, bırakın kaçsın, belki de öyle mutludur ya da bilemem olacaktır.
Biraz olsun kendi hayatında söz sahibi olmasına izin verin, zaten vermediğinizden kaçıyorlar.
Korktuğunuz o derin kuytudaki yalnızlığınızla baş başa bırakılmak için çabalıyorsunuz.
Bırakın, insanları kendi haline...