Gülümsüyordu. Daha doğrusu gülümsemiyordu da , sanki günlerdir aç susuz kalan bir yolcuya tabak tabak yemek veriyordu o an. Bütün yaralarımı iyileştiriyor, bu dünyaya ve insanlığa dair umutlarımı yeşertiyordu gülümsemesiyle. Açlığın ve yoksulluğun günün birinde biteceğini, insanın içindeki güzelliği yeniden bulup büyüteceğini söylüyordu hatta. Ben gülümsedikçe zalimlik yok olacak, çocuklar savaşlarda kurşunlarla ölmeyecek, ağaçlar, böcekler, hayvanlar ait oldukları gibi yaşayacaklar diyordu. Yani gülümsemiyordu da, uzun bir Yaşar Kemal romanı gibi güzele dair şeyler anlatıyordu işte. Dahası bana ait olan bir hareketi sevmiş, beni kalbine yakın bir yere koymuştu belli ki. Yoksa neden cami avlusunda oturmak istesin?