Varsa bir hakikat senle ben arasında
Ben ordan geçiyorum
Hakikatle, yani yalnızca
senin ve benim aramda
Her şekilde oturabiliyorsam karşında
böyle hiç durmadan
İşte böyle
Dalgınlığı,
dargınlığı hırka gibi üstümde taşıyorsam
Sen ve benim aramda olduğundandır
Ben bunca yıl bir başıma
Taşıdıysam kendimi oralardan buralara
Senin ve benim aramızda
bir aşk olduğundandır
Bir aşk çocukluğumdan kalma
Elimden ot yiyen kuzulardan
Dağlara çıktığım,
dağlardan indiğim günlerden kalma
Bin altı yüz kilometre mesafeden
Sarı incecik telli saçlarımla
Oralardan buralara taşıdığım bir aşk
Şimdi oğlumun olan ellerimden
Ve senin olan her yerimden kalma
Bir aşk
Böyle bir aşk
o incecik saçlarla taşındıysa
benim tarafımdan
Şahidim ki Allah vardır
Bir kalbi bir başka kalbe bağlayan
Olmazı olduran, bir yangını durduran
Adem'in Mümkün Dünyaları; merhametin, acının, özlemin ve umudun romanıdır.
Bu kitapta kahramanlar dünyayı kurtarmıyor.
Kirasını ödeyemeyen insanlar var.
Annesinin hastalığı karşısında çaresiz kalan evlatlar var.
Sevilmek isterken eksilen kalpler var.
Kimseye anlatılmayan yorgunluklar var.
Ve bütün bunların ortasında, insanı anlamaya çalışan bir melek...
Çünkü bazen bir insanın neden düştüğünü anlamak için onun ayakkabılarıyla yürümek yetmez.
Onun kalbiyle kırılmak gerekir.
Belki de bu yüzden insan, yaratılmışların en zayıfı değil; taşıdığı yük yüzünden en cesurudur.
Bu roman, size Adem'i anlatmayacak.
Kendinizi anlatacak.
3. Kitabım haftaya sizlerle olacak... Takipte kalın #1000kitap #alinti #edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu konunun tam manasıyla masaya yatırılıp argümanlarla tartışılması, düşünülmesi gerekir. Hem laik, hem de dindar olmak pek âlâ mümkün. Elbette günümüzdeki bazı dindarların bilim ve bilim dışındaki diğer konulara kulak kapatıp, yalnızca Kur’an’ın ve diğer kutsal metinlerin sözlerine inandığı ortada. Ancak dinin (burada İslam özelinde konuşuyorum) temel işlevlerinden birinin ahlaki bir yaşamı teşvik etmek olduğu söylenebilir. Birisi ibadet ediyor, günah ve harama dikkat ediyor ya da peygamber, melek ve cinlere inanıyor diye laik olamaz diyemeyiz.
İnsan ruhu mükemmel değil. Hiçbirimizin ruhu salt iyilikten, salt güzellikten, salt yücelikten oluşmuyor; hiç kimse masum değil, hiçbir zaman da değildi. Bakmayın geçmişteki yaşamların daha anlamlı olduğunu söyleyenlere, biz hep böyleydik. Şeytan ve melek, cellat ve kurban, kurnaz ve saf, yaratıcı ve yıkıcı, cesur ve korkak...
"Benim annem yüz lisan bilir;
Yüzüde güzel.
Her bedende bir insan bilir;
Sözüde güzel özüde güzel
Benim annem yüz mevsim açar;
Yüzü de güzel.
Kan ağlasa gülücük saçar;
Sözü de Bahar özü de Bahar.
Benim annem yüz can kuşanır.
Yüzüde melek,
Her birinde bin ömür yaşanır;
Sözü de Melek özü de Melek.
Muzaffer Ceylan Mümin için şerde de hayır vardır. Mümin için hiçbir şey mutlak şer değildir. Ümitsiz ifadeler kullanıp kendimizi bir karanlığın içerisine sokmanın anlamı yok. Biz yol yürümeye geldik, yolda kalmaya değil. Bize adım lazım, durmak değil.
Onun için şeytan da gelse bize hayırdır, melek de gelse bize hayırdır. Engeller de oluşsa bize hayırdır, yollar da açılsa bize hayırdır. Biz bu yolda fakirlik de yaşasak hayırdır, zenginlik de yaşasak hayırdır. Hasta düşsek ibadetten hayırdır, sağlık afiyette olsak yine hayırdır. Bizi hayırdan hiçbir şey engelleyemez. O nedenle Cenab-ı Hak yükseltmek, arındırmak, bizi ayık tutmak için şeytanı var kılmıştır; bize egemen olsun diye değil.