melek

melek
@melek__7
9 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
Zamanının Üstünde Bir Klasik: Aşk ve Gurur
Puan vermedi
DİKKAT SPOİLER İÇEREBİLİR! Okuduğum kitaplar arasında bu kitap kesinlikle en yüksek sıralarda kalacak. Nedeni ise benim için sadece alelade bir aşk betimlemesi olarak kalmaması. Her ne kadar Türkçe çevirilerde aşk ve gurur olarak da basılsa da kelimenin tam anlamıyla orijinaline uygun bir şekilde gurur ve ön yargı daha çok betimliyor kitabı. Elizabeth'in ön yargısını Darcy'nin de gururunu aşmaya çalışırken geçirdikleri karakter gelişimini okurken çok keyif aldım. Açıkçası Darcy'nin ben de ilk başta iyi biri olduğunu düşünmüyordum. Gerçekten de Bennetleri kendi üstünlüğüne layık görmüyordu ve Elizabeth için söyledikleri de çok kırıcıydı. Kitabın sonlarına doğru bu halini yumuşatmaya çalışmışlar gibi gelmişti, başka nedenler sürüp bu halini çekingenliğinin altına saklama çalışılmış gibi hissettirdi. Kitabın yazımına dair belki de tek hoşuma gitmeyen özellik budur. Elizabeth ise dönemi için yazılmış belki de en harikulade kadın karakterlerdendir. Aklıyla hareket etmeye çalışan, duygularının onu esir almasına izin vermeyen yapısıyla kalbimde taht kurdu denebilir. Bu ikili romanda kendi dönemi için belki imkansız sayılabilecek türden bir aşkın peşinden koşarak yılları aşarak bir klasik olmayı başardı. Karakterler öyle güzel yazılmış ki her karakter kendi işlevini son derece mükemmel yerine getirmiş. demek istediğime bir örnekle: Wickham Elizabeth'i manipülatif sözleriyle kandırırken kitabın devamını okuyana kadar Elizabeth'le birlikte kendimin de bu kandırılmadan payımı aldığımı fark ettim. Kitapta belli bir bölüme ilerleyene kadar Elizabeth'in Darcy ile değil Wickham ile evlenmesini savunuyor, Darcy'nin ona ne kötülükler yaptığına inanmış vaziyette sevimsiz buluyordum. Neyse ki Darcy mektup yollayarak açıklamıştı da her şey açıklığa kavuşmuştu:)) ayrıca kitabın
Aşk ve GururJane Austen · Can Yayınları · 201997,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Efsuncu Baba İncelemesi
Puan vermedi·84 syf.··
2024 12. kitabı
Kitap Binbirdirek sarnıcında zanaatle uğraşan iki Ermeni'nin büyüyle tılsımlarla uğraşan Enveri adında efsuncu bir adamla yollarının kesişmesini anlatıyor. Binbirdirek'de Efsuncu'nun farklı ve garip hareketlerinin peşine düşen Kirkor ve Agop ikilisi bir anda Efsuncu'nun onları melek sanmasıyla biraz da para peşine düşerek kendilerini Efsuncu'nun yardımcısı olurken bulurlar. İkisi de bu adamın dediklerine inanmasa da menfaat uğruna ses çıkarmazlar. En sonunda kendilerini tehlikeye atan durumların içinde bulurlar. Kitabı okurken Agop ve Kirkor'un kendi aralarındaki diyalogları okurken fazlasıyla güldüm. Bana sanki bir Karagöz-Hacivat ikilisi izliyormuş gibi hissettirdi. Özellikle kitabın uyarlanmasında Türkçelerindeki yanlışlıkların düzeltilmeyip dipnot geçilmesi çok hoşuma gitti. İlk başlarda okurken sıkıcı gelse de sonra olayların macerası arttıkça sayfaları hızlı hızlı karıştırırken buldum kendimi. Kitabın sonunda ise yazarın kendi düşüncelerini açıklaması ana fikri anlamak açısından kitabı pekiştirmişti. Ebu'lfazl Enveri gibi pek çok insan hâlâ günümüzde de var ve farklı şeylerden medet umuyor. Bana günümüzde bunu en çok hatırlatan şey pek çok yerde gördüğüm sayılardan anlam çıkarma hareketleridir. Güzel bir şey görünce 777 deyip onun kendinde de olacağını sanmak Ebu'lfazl Enveri'nin kuyu altında cennet aramasına benzer. Konusuyla , yazımıyla okuması tatlı bir kitap. Birkaç dünya klasikleri kitabından sonra böyle tatlı bir Türk klasiği okumak hoşuma gitti.
Edebiyat
Efsuncu BabaHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202010,9bin okunma
İvan İlyiç ve Acıları
Puan vermedi·83 syf.··
2024 11. kitabı
(spoiler) Tolstoy'un bu kitabı adından da anlaşılacağı üzere baş karakter İvan İlyiç'in ölümünü anlatıyor. Yaşadığı bir hastalıkla başlayan ağrıları ona yeterince eziyet çektirmiyormuş gibi çevresindeki insanların samimiyetine olan hayal kırıklığı İvan'ın hastalığına bir darbe daha vurur ve içindeki fizyolojik acıyı manevi acıyla ikiye katlar. Bu zamana kadar prestijli ve kibarca yaşamaya özen gösterdiği bir hayata sahip olan Ivan, yaşadığı katlanılmaz acılarla hayatı sorgulamaya başlıyor. Kitap İvan'ın neredeyse tüm hayatını kaplıyor ve ölümüne dek yaşadığı mükemmel görünen hayatını ayrıntılı bir tasvir ediyor. Evlilikle tatsızlıklar içermeye başlayan hayatı, hastalıklarıyla iyice karanlığa dönüyor. Kitap ise İvan İlyiç'in hayatının tüm bu dönemleri arasındaki geçişleri anlatırken verdiği psikolojik ayrıntılarıyla kendimizi karakterin yerine koyabilmemizi ve onunla birlikte sorgulamalar yapabilmemizi sağlıyor. Hayatının son günlerinde İvan, her biri farklı şeyler söyleyen doktorların yapmacık tavırlarından sıkılmış , karısının yalancı acıma duygusundan tiksinmiş, yine çevresinde kızı ve pek çok kişinin onun bu durumuna kayıtsız kalmalarından onlara olan samimiyetini kaybetmiştir. Hareket edemeyecek durumdaki güçsüz bedeniyle yatağında, sürekli aklını bulandıran sorgulamalarıyla ölümünü bekleyen bir insanın soruları ve kendine olan cevaplarını okumak çok keyifliydi. Ayrıca hastalığının zor zamanlarında ailesinden bile olmayan hizmetçisinden gördüğü nezaket ve ona duyduğu minnet hissinden bahsedilen yerler de çok tatlıydı. Kendi içinde hastalığına ilişkin umut ve yeis arasında gidip gelen düşünceleri ve hayatının tamamen bir yalan olup olmadığı konusundaki manevi ikilemleri bu kitabın fazlaca okunmasına fırsat veren sebepler olduğunu düşünüyorum. Gerek
Edebiyat
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
Doktor Ox ve Kobayları
Puan vermedi
Bulunduğunuz kentte sizlerden gizlice bir deney yapılsa ve bunun bir parçası olsanız ne hissedersiniz? Kulağa biraz ilginç biraz korkunç geldiğinin farkındayım. Jules Verne'in bu ilginç kitabı konusu ve heyecan veren anlatımıyla okuru adeta o dünyanın bir parçası yapıyor, kendinizi Quiquendone halkından biri gibi hissediyorsunuz. Verne'in geleceğe dair teorilerini pek çoğumuz biliriz. Bu kitapta da deney yüzünden oluşan dünyadaki değişiklikleri okurken zihnimde kendi dünyamızda yaşadıklarımızla benzer bağlantılar kurmamı sağladı. Mesela kitapta bitkilerin bu değişiklikler süreci boyunca (Halk deney yapıldığını bilmiyor.) fazlaca büyüdüğünü, bir çileği yemek için iki kişi , bir armudu yemek için dört kişi gerektiğini anlatıyordu. Bu kısım bana sofralarımıza kadar uzanan pek çok sebzenin, meyvenin, ağacın hormonlaştırıldığını çağrıştırdı. Bir diğer yerde insanların bu deney ortamında fazlaca sinirli bir hâl aldığından , artık kontrol edilemeyen sinir patlamaları ve taşkınlıklarından bahsetmesi de bana günümüz dünyasını fazlasıyla anımsattı. Kitapta dikkatimi çeken başka bir kısım ise eski, sakin, mutlu günlerdeki performansları "vasat bir çizgisi olan" olarak tanımlanan sanatçılar ve edebiyatçılarda bu buhran günlerinin bir devrim niteliğinde ortaya çıkmasıydı. Eskiden yeteneklerini kalabalıklardan mahrum bırakmış bu insanlar son zamanların coşkulu günlerinde parlama imkanı bulmuş, aralarından yeni isimler çıkmıştı. Bu bölümün bende etki bırakmasının nedeni ise bana "Sanatın, edebiyatın insanın ilgisini çekmesinin en büyük sebeplerinden birinin insanın sorunlarını, duygularını aktarmak ve bunu bir esere dökmek olmalı." düşüncesini yaşatmasıydı. Her şey güllük gülistanlık iken sanata,edebiyata konu olan pek çok içerik de yok olmuştu. Kitaba dair en sevdiğim şey Ygene'nin
Edebiyat
Doktor Ox'un DeneyiJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202123,7bin okunma
BABAYLA YAŞARKEN YETİM HİSSETMEK
Puan vermedi·112 syf.··
2024 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2024 08:56
İnsan ailesinden beklediği desteği arkasında bulamadığında tüm dünya tarafından alkışlansa bile içinde bir eksiklik, yetersizlik hisseder. Kafka'nın yaşadığı şeyi de buna benzetiyorum. Hayatındaki baba figürü hep baskın, kontrol sahibi, kısıtlayıcı, aşağılayan, hor görücü rolleriyle karşısına çıkmış. Hayatını bütünüyle etkileyen babası ona hep derinden bir korku ve bu korkunun yanında gelen içten zorunlu bir saygıyı beraberinde getirmiş. O, ne iş yapsa beğenmeyeceğini bildiği babasına karşı kendini hep savaş halinde konumlamış. Kitabın ilk sayfalarında sürekli babasını suçlamadığını, onun masumiyetine inandığını söylese de sonraki sayfalarda anlattığı hayatının alt metni hiç de babasını masum kılar gibi görünmüyor gözüme. Kitap genel anlamda Kafka'nın kendi ve babasıyla yüzleşmesinden bahsediyor. Kafka'nın anılarındaki burukluk insana derinden bir acıma ve empati hissi yaşatıyor. Benim kitapla ilgili en çok beğendiğim üç şey var diyebilirim. Bunlar: 1-Yazısı sade ve çok akıcı. Bunun nedenini gerçek bir hayat hikayesi ve gerçek bir mektup oluşuna bağlıyorum. Böylesine basit ifadelerle bu kadar duygu derinliği ağır olan bir kitap olması onu klasikler arasında görmemizi kanıtlar nitelikte. 2- Yüksek bir gerçeklik içermesi. Özellikle çocuklar, gençler tarafından Kafka'nın yaşadıklarının pek de yabancı bulunduğunu söyleyemem. Kafka'nın davranışlarında alttan alta sürekli bir onay hissiyle yaşaması, kısıtlanmış özgürlüğün onda derin bir özgürlük tutkusuna dönüşmesi, bir yerden sonra ne yaparsa yapsın pek bir şeyin değişmeyeceğini anlayarak kendine yönelmesi gibi birçok duygu pek çoğumuzun hayatında kendine yer bulabilecek hislerden. 3-Kafka'nın içsel çatışması. Kafka her ne kadar babasına toz kondurmasa da anılarını anlatırken arkadan gelen "Baba beni neden anlamadın?"
Edebiyat
Babaya MektupFranz Kafka · Can Yayınları · 201953,9bin okunma