Kitabın konusundan bahsedecek olursak, dünyada çok yaygın olmayan bir kemik hastalığı ile doğan minik Willow ve ailesinin yaşadıkları konu ediniliyor kitapta. Bu hastalığa sahip olanın kendinin yaşadığı zorluklar, ailenin neler yaşadığı başarılı bir dille aktarılmış.
Sizi karakterler ile tanıştırayım. Kitabın adını aldığı minik, altın kalpli çocuk Willow bir osteogenesis imperfecta hastası. Yani kemikleri normal bir bireyin sahip olabileceğinden çok daha kırılgan ve bu da normal hayatta akranlarının yaptığı birçok şeyi yapmaktan onu alıkoyuyor. Çünkü o kadar narin ki tehlikenin nerden gelip kemiklerini kıracağı bilinemez ve bu onun kemik batması sonucu iç kanamadan ölmesine bile sebep olabilir. Bu durumda kitabın adının seçilmesindeki isabetliliği görmüş oluyoruz. Bunun dışında tam bir zeka küpü.Onun 7 yaş büyük ablası Amelia ise ondan çok farklı bir dünyası olan sağlıklı ama mutsuz bir çocuk. Mutsuz çünkü kardeşinin durumu gün geçtikçe taşınması ağır bir yara halini alıyor. Ailede işler yolunda gitmiyor. Tüm bu karmaşada olan çocuklara oluyor. Amelia’da ilgisizlik ve birtakım sorunlar zincirinde kendini yapmaması gereken kötü şeyler yapan biri olarak buluveriyor. Anne Charlotte ise kafası karışık, çocukları için her şeyi yapmaya hazır ama o sırada birçok şeyi gözden kaçırmış çaresiz bir kadın. Eşi Sean bir polis memuru ve çocuklarının ve ailesinin gözlerinin önünde tükenip gitmesine karşın elinden bir şey gelmemesinden ötürü içi yanan bir baba.
Picoult’un sevdiğim yanlarından birisi de karakterlerin tamamen iyi ya da tamamen kötü yansıtmaması. En sevdiğimiz baş karakterlere bile kötü özellikler yükleyip bizi çelişkiye düşürüyor. Kitapta bazen karakterlerin davranışlarına veyahut verdiği kararlara hak verirken bazen de şiddetle eleştirirken buluyorsunuz
Son sayfayı kapattıktan sonra;biri size seslenene kadar aynı noktaya bakıp kalmak, bir Jodi PİCOULT romanı sonu ritüeli fikrimce. Soluksuz okudum ve hala etkisindeyim.
Bir yazar ki;dişleri için katledilen fillerin dramını dünyaya haykırmak için,tüm romanın kurgusunu insanlar ve fillerin ayrılığa verdiği tepkileri özdeşleştirerek kuruyor. O,inanılmaz bir yazar.
Bir filin yavrusundan ayrıldığındaki hallerini izleyin;bunu yaşayan bir hayvanın gözlerine bakın;sonra evladından ayrılan bir annenin. Gözyaşlarının rengi aynıdır.Ve ayrılık yeryüzündeki tüm canlılara aynı acıyı verir.Çünkü acı akılla değil,ruhla çekilir ve bu yüzdendir ki insan-hayvan farketmez, ayrılığa ve acıya bakış açımız aynıdır.Alice ve Jenna üzerinden kurgulanan bu muhteşem romanı tavsiye ediyorum, Jodi PİCOULT büyüleyici.
Ayrılık VaktiJodi Picoult · April Yayıncılık · 2017561 okunma
Son sayfayı kapattıktan sonra;biri size seslenene kadar aynı noktaya bakıp kalmak, bir Jodi PİCOULT romanı sonu ritüeli fikrimce. Soluksuz okudum ve hala etkisindeyim.
Bir yazar ki;dişleri için katledilen fillerin dramını dünyaya haykırmak için,tüm romanın kurgusunu insanlar ve fillerin ayrılığa verdiği tepkileri özdeşleştirerek kuruyor. O,inanılmaz bir yazar.
Bir filin yavrusundan ayrıldığındaki hallerini izleyin;bunu yaşayan bir hayvanın gözlerine bakın;sonra evladından ayrılan bir annenin. Gözyaşlarının rengi aynıdır.Ve ayrılık yeryüzündeki tüm canlılara aynı acıyı verir.Çünkü acı akılla değil,ruhla çekilir ve bu yüzdendir ki insan-hayvan farketmez, ayrılığa ve acıya bakış açımız aynıdır.Alice ve Jenna üzerinden kurgulanan bu muhteşem romanı tavsiye ediyorum, Jodi PİCOULT büyüleyici.
Ayrılık VaktiJodi Picoult · April Yayıncılık · 2017561 okunma