Cam Çocuk

8,5/10  (46 Oy) · 
79 okunma  · 
33 beğeni  · 
1.154 gösterim
Sürekli bir şeyler kırılır.

Bardaklar, tabaklar, verilen sözler, yürekler... Buzu kırabilirsiniz; dalgaları da; sessizlik bile bir anda paramparça olup dağılır. Zincirler kırılır; bağlılıklar, dostluklar, yeminler...

Kısacası yaşamdaki birçok şey kırılgandır. En çok da yaşamın kendisine yönelik bağ...

Kırık dökük bir hayatın içinde osteogenesis imperfecta hastalığıyla dünyaya gelen bir bebek: Cam Çocuk Willow. Sayısız kırıkları sarmaya çalışan bir anne: Charlotte. Buz gibi görünümü altında parçalanan bir baba: Sean. Kardeşinin kırıkları altında ezilen bir diğer kız: Amelia. Ve Charlotte'nin biricik arkadaşı ve doktoru: Piper. Buzun üstünde gezinen bu karakterlerin etik ve kişisel karar­larla ilgili söyleyecek çok sözü olacak.

Jodi Picoult Cam Çocuk'ta bir kez daha edebi dehasıyla son derece kaygan bir zeminde önemli ve kışkırtıcı sorulara yanıt arıyor.

"Picoult kestirilemez bir ihtişamla yazıyor. " "Picoult abartılması güç derecede iyi yazıyor. "
-Stephen King, Financial Times-

"Picoult sıcak konulara parmak basmakta üstatlaştı, hatta kahin seviyesine geldi. Bizi doğru ve yanlış üzerine düşünmeye zorlayışı karşısında afallamamak imkansız. "
-The Washington Post-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2015
  • Sayfa Sayısı:
    604
  • ISBN:
    9789756006337
  • Orijinal Adı:
    Handle With Care
  • Çeviri:
    Cihat Taşçıoğlu
  • Yayınevi:
    April Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Esma Tezgi 
14 Şub 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 7/10 puan

Cam Kemik hastalığı hakkında biraz bilgiye sahiptim ancak bu kitabı okuduktan sonra hastalığın ne kadar zor olduğunu çok daha iyi anladım. Yazar hastalığı kitaba çok güzel adapte etmiş ancak kitapta çok fazla tıbbi terim vardı ki bu benim çok hoşuma gitmiyor, bazılarını okumakta bile zorlanıyorum.

Sonunu her ne kadar biliyor olsam da kitabı okurken bundan etkilenmedim ve severek okudum. Yalnız konunun biraz fazla uzatıldığını düşündüm, sanki bazı noktalar çokta önemli değil gibi hissettim. Genel olarak güzeldi, yazarın diğer kitaplarının bir tık gerisinde görsem de okuması zevkli bir kitaptı.

Daha fazlası için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...uk-kitap-yorumu.html

sümeyye kip 
10 Şub 19:28 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitabın konusundan bahsedecek olursak, dünyada çok yaygın olmayan bir kemik hastalığı ile doğan minik Willow ve ailesinin yaşadıkları konu ediniliyor kitapta. Bu hastalığa sahip olanın kendinin yaşadığı zorluklar, ailenin neler yaşadığı başarılı bir dille aktarılmış.

Sizi karakterler ile tanıştırayım. Kitabın adını aldığı minik, altın kalpli çocuk Willow bir osteogenesis imperfecta hastası. Yani kemikleri normal bir bireyin sahip olabileceğinden çok daha kırılgan ve bu da normal hayatta akranlarının yaptığı birçok şeyi yapmaktan onu alıkoyuyor. Çünkü o kadar narin ki tehlikenin nerden gelip kemiklerini kıracağı bilinemez ve bu onun kemik batması sonucu iç kanamadan ölmesine bile sebep olabilir. Bu durumda kitabın adının seçilmesindeki isabetliliği görmüş oluyoruz. Bunun dışında tam bir zeka küpü.Onun 7 yaş büyük ablası Amelia ise ondan çok farklı bir dünyası olan sağlıklı ama mutsuz bir çocuk. Mutsuz çünkü kardeşinin durumu gün geçtikçe taşınması ağır bir yara halini alıyor. Ailede işler yolunda gitmiyor. Tüm bu karmaşada olan çocuklara oluyor. Amelia’da ilgisizlik ve birtakım sorunlar zincirinde kendini yapmaması gereken kötü şeyler yapan biri olarak buluveriyor. Anne Charlotte ise kafası karışık, çocukları için her şeyi yapmaya hazır ama o sırada birçok şeyi gözden kaçırmış çaresiz bir kadın. Eşi Sean bir polis memuru ve çocuklarının ve ailesinin gözlerinin önünde tükenip gitmesine karşın elinden bir şey gelmemesinden ötürü içi yanan bir baba.

Picoult’un sevdiğim yanlarından birisi de karakterlerin tamamen iyi ya da tamamen kötü yansıtmaması. En sevdiğimiz baş karakterlere bile kötü özellikler yükleyip bizi çelişkiye düşürüyor. Kitapta bazen karakterlerin davranışlarına veyahut verdiği kararlara hak verirken bazen de şiddetle eleştirirken buluyorsunuz kendinizi. Picoult eserlerinde insanların iç dünyasını, iç çatışmalarını çok iyi yansıtıyor kesinlikle. Eserlerine asıl kaliteyi veren de bu diye düşünüyorum.

Picoult’un bu kitabı bana diğer kitabı olan “Kızkardeşim İçin”i hatırlattı. İki kitabı da okuyanların benim gibi aradaki birtakım benzerlikleri görebileceğinden eminim. Hastalığı olan bir çocuk ve ailenin ilgilenilemeyen/ihmal edilen diğer çocuğu, aile içerisinde çatışmalar, açılan davalar, tutulan avukatlar derken çoğu kez aklım Kız Kardeşim İçin’e gitti. Bir de Picoult’ta ilgimi çeken bir nokta var. Tüm eserlerini okumamış olsamda şu zamana kadar okuduğum eserlerinde karakterlerden birisi dünyada nadir bulunan bir hastalığa sahip oluyor. Picoult’a bayılsam da dram yaparken sürekli hastalıkları kullanması tekrara kaçıyormuş gibime geliyor. Buda onu bir nebze de olsa klişeleştiriyor. Ama yine de bunu yazarın tarzına ve verdiği eserlerin etkileyiciliğine bakarsak bu tür eksiklikleri görmezden gelebiliriz.

Picoult’un eserlerini okurken sadece okumak, duygulanmak, eğlenmekle
kalmadığımı, çoğu zaman yeni bilgiler öğrenip çok farklı bakış açıları kazandığımı fark ettim. Hatta bu kitabı okurken her ne kadar kurgu olduğunu bilsem de gerçek hayatta da böyle dramlar yaşanabileceğini düşünerek gözümde büyüttüğüm küçük sorunlarımı boşverip unuttum ve halime şükretmem gerektiğini hatırlattı bana. Bir kitabın insana yapabileceği en güzel şeylerden birisi de bu değil midir zaten?

Olumsuz pek bir yorum yapmak istemeyeceğim kadar güzel ve etkileyici bir kitaptı. Ama söylemeden geçemeyeceğim bir eksiği var. Anne karakteri olan Charlotte’un annelik duygularını yansıtmada yetersiz kaldığını düşünüyorum. Her ne kadar kitapta birçok şeyi çocuğu için yaptığı vurgulansa da yine de eksik bir şeyler vardı onun aşırı fedakar bir anne olduğunu düşünmemi engelleyen. Kız Kardeşim İçin kitabındaki anne rolü ile kıyasladığımda, oradaki anne portresi çok daha güzel betimlenmişti gibime geliyor. Bir bayan olarak Picoult’tan daha iyisini beklerdim bu konuda. Çünkü daha iyisini yapabildiğini diğer eserlerinde gördüm. Bu biraz hayal kırıklığı oldu benim için.

Üslup oldukça akıcıydı. Yine birden fazla karakterin her birisi farklı puntolar ve yazı tipleriyle yazılmış kendi bölümlerinde kendi ağızlarından olayları ve düşüncelerini, hayallerini anlatıyorlardı. Dram diyince ilk aklıma gelen isimlerden birisi olan Picoult bu eserinde de yine yer yer beni ağlamanın eşiğine getirmeyi başardı. Sonu da oldukça şaşırtıcı ve okuyucuyu ters köşe yapan cinstendi. Kaliteli bir dram okumak isteyenler için şiddetle tavsiye edebileceğim bir eser. Durmak yok, Picoult okumaya devam! Detaylı yorumlar için:
https://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/...ocukkitapyorumu.html

"Kırılan şeyler - kemikler, kalpler- tekrar bir araya getirilebilir; ancak hiçbir zaman eskisi gibi olamazlar..."

Uzun süre etkisinde kalınacak bir kitap!

Kitaba ismini veren Cam Çocuk, tedavisi olmayan , doğuştan bir kemik hastası, (Osteogenesis Imperfecta) . Hastanın en ufak bir tökezleme, eğilme , hapşırmada, kemiklerinde ciddi kırıklar oluşuyor. Annesi ise onun bakımında dolayı maddi ve manevi zorluklar yaşıyor.
Hasta kızına daha kolay ve rahat bir yaşam sunmak için aklına bir fikir geliyor ve işte o fikir, etrafındaki herkesin cam gibi kırılıp darma dağın olmasına sebep oluyor.
Annesi kızının bedenini olası kırıklardan korumak isterken, onun ruhundaki, kalbindeki kırıkları göremiyor:(

Cam Çocuk beni çok ama etkilemişti. Elinize geçerse okuyun diyorum, çok akıcı, çok etkileyici , seçilen kelimeler çok özenli, edebi değeri olan , bir o kadar da derin derin düşündüren...

Kitabın sonu hala gözlerimin önünde....

Uzun süredir kitaplığımda okunmayı bekleyen Jodi Picoult romanlarından biriydi Cam Çocuk. Belki de en sonda söylemem gereken bir şeyi en baştan söyleyeyim, ona göre kararınızı okumakla okumamak yönünde verirsiniz. Roman, kadın veya erkek olsun, çocuğu olsun veya olmasın, okuyucusunu bir yerden yakalıyor ve hayatın tarifi imkansız veya özellikle tarifinden kaçınılan acı yönüne sürüklüyor. Dram havanızda değilseniz, ağlamak veya ağlayamadığınız için baş ağrısına tutulmak istemiyorsanız okumanızı tavsiye etmem.

Gelelim içeriğe... Konudan önce kitabın yazım ve basım tarzını çok beğendim. Hikayedeki her bir karakter, hikayeyi Cam Çocuk Willow'a anlatıyor gibi yazılmış. Ayrıca her bölümde hikayeyi kim anlatıyorsa, ismi sayfaların yanına yazılı şekilde bulunuyor (Benim okuduğum baskısında böyle ama sonraki baskılarda aynı mı bilemeyeceğim. Ben beyaz kapaklı baskıdan okudum). Her anlatıcının kendine özgü bir yazı tipinin olması da güzel bir detaydı. Bir başka hoş detayı ise, Willow'un annesi Charlotte'un pasta ve tatlı şefi olmasının da etkisiyle, bölümler arasında geçecek olayları da çağrıştıracak hamur işi ve tatlı tariflerinin olmasıydı.

Konudan bahsedecek olursak, aslında konuya çok da değinmek niyetinde değilim. Sadece yüzeysel olarak bahsetmek istiyorum. Sean ve Charlotte evlenirler ve bir çocuk sahibi olmak isterler. Charlotte'un daha önceki ilişkisinden Amelia adlı bir kızı da vardır ve onlarla birlikte yaşamaktadır. Sean ve Charlotte'u tanıştıran ve Charlotte'un en yakın arkadaşı olan kadın doğum uzmanı Piper, Charlotte hamile kalınca aynı zamanda onun doktoru haline gelmiştir. Piper'ın kızı Emma ise Amelia ile yaşıttır ve ikisi çok iyi dostturlar. Buraya kadar her şey gayet mutlu ve sevimli görünüyor fakat Willow doğduktan ve Osteogenesis imperfecta adlı hastalık nedeniyle kemikleri sürekli hasar görmeye başladıktan sonra karakterlerin hayatlarında da çatırdamalar başlar. Bu evreye geçildikten sonra ben şahsen türlü duygular içerisine girdim çünkü öyle şeyler yaşanıyor ve öyle şeyler yapmak durumunda kalıyorlar ki karakterler, bir aşamada kızıp nefret ettiğim karaktere, ilerleyen bölümlerde anlayışla yaklaşırken buldum kendimi. Dostluk, aile, ebeveyn-çocuk ilişkileri ve anne babanın aralarındaki ilişkiler, etik değerler, vicdan, tıbbi gereklilik vs vs... Bu tip kavramlar kafanızın içinde dönüp duruyor romanı okurken ve bazen neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar dahi veremez hale geliyorsunuz. Final olarak da beni farklı duygulara sürükledi açıkçası. Onca şeyden sonra insanı bir mutlu son mu yoksa bir yıkım mı tatmin ederdi bilemiyorum ama Willow'a bir nebze de olsa hak vermenin yerinde olacağını düşünüyorum.

Rana 
22 Oca 2016 · Kitabı okudu · 32 günde · Puan vermedi

İlk defa bu yazarın bir kitabını okudum ve sarsıcı olduğunu söyleyebilirim.Yazar okuyucuya kitap boyunca "Acaba ben olsam ne yapardım?" sorusunu sorgulattırıyor.Kitaptaki 2 taban tabana zıt düşünceye aynı anda hak verebiliyorsunuz ilginç bir şekilde.Ve son olarak insan duygularının işlenişine,ifade edilişine hayran kaldım.

Elf Slr 
21 Ağu 2013 · Kitabı okuyor · Puan vermedi

Sürekli bir şeyler kırılır.

Bardaklar, tabaklar, verilen sözler, yürekler... Buzu kırabilirsiniz; dalgaları da; sessizlik bile bir anda paramparça olup dağılır. Zincirler kırılır; bağlılıklar, dostluklar, yeminler...

Kısacası yaşamdaki birçok şey kırılgandır. En çok da yaşamın kendisine yönelik bağ...

Kırık dökük bir hayatın içinde osteogenesis imperfecta hastalığıyla dünyaya gelen bir bebek: Cam Çocuk Willow. Sayısız kırıkları sarmaya çalışan bir anne: Charlotte. Buz gibi görünümü altında parçalanan bir baba: Sean. Kardeşinin kırıkları altında ezilen bir diğer kız: Amelia. Ve Charlotte'nin biricik arkadaşı ve doktoru: Piper. Buzun üstünde gezinen bu karakterlerin etik ve kişisel karar­larla ilgili söyleyecek çok sözü olacak.

Jodi Picoult Cam Çocuk'ta bir kez daha edebi dehasıyla son derece kaygan bir zeminde önemli ve kışkırtıcı sorulara yanıt arıyor.

"Picoult kestirilemez bir ihtişamla yazıyor. " "Picoult abartılması güç derecede iyi yazıyor. "

n.sena 
 24 Tem 00:33 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Cam çocuklar hep ilgimi çekmiştir. Yaşadığım şehirde de birkaç kez görmüştüm. Kitabı elime alınca okumam gerektiğini biliyordum ve hemen başladım. Kitabı ne ara bitirdim, nasıl bitirdim bilmiyorum. İnsanlara kesinlikle okumalısınız demeyi sevmiyorum. Ama okunmayı hakeden bir kitap.

Nilüfer 
29 Mar 07:54 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Osteogenesis imperfecta hastalığına farkındalığı artırma yolunda güzel bir kitap. Bunu yaşayan kişiye çevresindeki insanların duygu ve düşüncelerini anlatarak bir nevi mektup şeklinde ilerliyor.

Romana söyleyecek bir sözüm yok, tek kelimeyle bayıldım ama o kadar çok yazım hatası vardı ve bu okurken beni o kadar rahatsız etti ki... Umarım bir sonraki baskısında bu durum düzeltilir.

niluferinkitapligi 
07 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Söz konusu sevdiklerimizse,uğruna başka bir sevdiğimizi;söz konusu değerlerimizse,uğruna başka bir değerimizi yakıp atabilir miydik?Bunu yaparken kendimize dost mu olurduk düşman mı,vazgeçtiklerimiz fedakarlık mı derlerdi seçimimize,yoksa ihanet mi?Kim haklı,kim haksız?Suçlu hangisi?Ben olsam yapar mıydım?Hayır,evet evet.Yani bilemiyorum.İşte böyle bir kitap Cam Çocuk,işte böyle bir yazar Jodi PİCOULT.Tereddütsüz söylüyorum ki,hayatımın son gününe kadar unutamayacağım bir kitap.Çok beğendim çok...

2 /

Kitaptan 63 Alıntı

Esma Tezgi 
13 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

İnsanlar bana sürekli nasıl olduğumu sorar ama aslında bunu gerçekten bilmek istemezler.

Cam Çocuk, Jodi PicoultCam Çocuk, Jodi Picoult
Hatice Kaluk 
07 Şub 14:43 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kendinize çok istediğiniz bir şeye sahip olmak uğruna her şeyinizi kaybetmeye hazır olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Ama bu da bir Madde-22 durumudur: Kaybetmeye hazır olduğunuzu düşündüğünüz şeyler aslında sizi siz yapan şeylerdir.

Cam Çocuk, Jodi PicoultCam Çocuk, Jodi Picoult
Esma Tezgi 
13 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Sonunda canın yandığı halde nasıl olup da ağlanmadığını anlamıştım: Bazı acılar ifade edilemeyecek kadar büyüktür.

Cam Çocuk, Jodi PicoultCam Çocuk, Jodi Picoult
sümeyye kip 
10 Şub 19:36 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Dünyanın en kolay görünen emri. Bir tarife harfiyen uyarsınız ve sonuçta elde ettiğiniz şeye bakınca, istediğiniz şeyin hiç de bu olmadığını görürsünüz.

Cam Çocuk, Jodi PicoultCam Çocuk, Jodi Picoult
Esma Tezgi 
13 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Ne yaptığını bildiklerini kendilerinden gayet emin bir şekilde söylemeleri, insanlara güvenmeme yetmez.

Cam Çocuk, Jodi PicoultCam Çocuk, Jodi Picoult
Esma Tezgi 
14 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Kendime birileriyle yakınlaşmak için izin verdiğimde, o insanların beni sevdiğine inanmaya başladığımda ne olduğunu çoktan öğrenmişti: Hayal kırıklığı. Birilerine güvendiğin anda ezilmeyi de kabul ediyordun, çünkü gerçekten ihtiyaç duyduğunda hiçbiri yanında olmuyordu. Ya öyleydi ya da onların sorunları da senin sırtına biniyordu. Gerçek anlamda sadece kendine sahiptin ve eğer güvenilir, sağlam biri değilsen o daha da berbat bir durumdu.

Cam Çocuk, Jodi PicoultCam Çocuk, Jodi Picoult
sümeyye kip 
10 Şub 19:37 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Tamamen emin olduğum şeylere gelince:
-Kesin emin olduğunu düşündüğün anda, aslında çok yüksek ihtimalle yanılıyorsundur.
-Kırılan şeyler -kemikler, kalpler, tutulmayan sözler- tekrar bir araya getirilebilir, ancak hiçbir zaman eskisi gibi olmaz.
-Son olarak da, geçmişte ne demiş olursam olayım, hiç tanımadığın birini özleyebilirsin.

Cam Çocuk, Jodi PicoultCam Çocuk, Jodi Picoult
sümeyye kip 
10 Şub 19:35 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bir yeri gerçek anlamda özlemen için belki orasını terk etmen gerekir; başlangıç noktasına ne kadar ait olduğunuzu anlamanız için belki çok uzun yolculuklar yapmanız gerekir.

Cam Çocuk, Jodi Picoult (Sayfa 576)Cam Çocuk, Jodi Picoult (Sayfa 576)
Hatice Kaluk 
31 Oca 15:35 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kalp de dahil olmak üzere birçok şey kırılır. Yaşamdan alınan dersler fikir olarak değil, yara izi ve nasır olarak birikir.

Cam Çocuk, Jodi PicoultCam Çocuk, Jodi Picoult