Melike Doğan

Melike Doğan
@melikedogann
Instagram: konukitap_
Biyomedikal Mühendisi
İzmir
39 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2019 19. kitabı
Herkese merhaba arkadaşlar. Size popüler yazarların ve kitapların gölgesinde kalmış kendine özgü bir tarzı olan farkedilmesini istediğim bir yazarın kitabından bahsedicem. Bu ay kulübümüz vesilesiyle kendisiyle bizzat tanışma imkanım oldu. Kendisini çok iyi ifade edebilen, bakış açısıyla fikirleriyle beni etkileyen bir yazar oldu. Tanışmamızın ardından meraklanıp hemen kitabını okumaya başladım. Açıkçası böyle bir kurgu okuyacağımı tahmin etmiyordum. Kurgu demek ne kadar mantıklı bilemiyorum yazarı tanımasam çok rahat söyleyebilirdim ama kendisi yaşanmışlıklarını katarak kitaplarını yazdığını söylemişti. Kitabın adından içindeki mekanlara kadar hepsinin bir hikayesi var. Titizlikle oluşturulmuş bir roman. Kitaplarını polisiye olarak nitelendiren birçok kurum ve şahıs olduğunu belirtip illa bir kategorize etmek gerekirse onlara hep polissiz polisiye diyerek karşılık verirmiş yazar. Ne kadar da doğru. Bana sorarsanız da polisiye bir kitap değil. Kısaca kitabın genel temasından bahsedeyim istiyorum. Anlam arayışı içerisinde kaybolmuş bir karakterin hikayesi. Yarınını bugünün bedeliyle sürdüren kabuğuna sığamamış bir karakter Deniz. O varoluş sancıları, hayattan beklentileri, kaygıları, aşkları vs. o bütün bunları yaşarken bizde omzunun arkasından ona şahitlik ediyor gibiydik. Edebiyat, felsefe, macera ve hatta polisiye(?) okumaları yapmayı seven herkesin zevkine hitap edeceğini düşünüyorum. Kapaktaki Deniz fenerinin oldukça manidar bir anlamı olduğunu da söylemeliyim. Belki 400-500 sayfada anlatılabilecek bir kitaptı ancak yazar yüksek tempoyla soluksuz bir anlatım yakalayarak ortalama 240 sayfada ne anlatmak istediğini okuyucuya gayet güzel aktarmış. Hızlı geçişleri tempolu kitapları seviyorsanız mutlaka tavsiye ediyorum. Sizi okuyamama durumundan kurtaracak bol
YarınsızHarun Candan · Doğan Kitap · 2019114 okunma
Reklam
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2019 18. kitabı
Aylak Adam, kaç kere elime alıp yok yok şimdi sırası değil beklemeli dediğim kitaplardan biriydi. Beklettiğime değmiş diyebilirim aslında. Daha öncesinde okusaydım şimdi alacağım tadı asla alamazdım. Kitabın içeriği değişmiyor ama benim algım genişliyor bununla beraber hayatım değişiyor, çevremdeki insanlar değişiyor. Kitabı okurken zihnimde hem karakteri canlandırdım hem hali hazırda hayatımda olan aylak adamımı. Bence herkesin hayatında böyle karakterde bir aylak olmalı. Aslında zor olanı aylak adamın hayatında kendinizi tutabilmeniz. Okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız. Aylaklık deyince akla hep tembellik, boş insan, ölü zamanların kahramanları gelir. Evet mantıkta belki yine öyle ama aklıyla karakteriyle özgün bir kişilike sahip bir aylak adam var kitabımızda. Okurken hep aklıma Oblomov kitabı geldi onuda çok kez derine inmeden tembellikle yaftalayanlar oldu ancak en derinlerinde kimsenin farkında olmadığı hayat görüşlerini ifade eder bize. Aylak Adam da işte öyle biri, dosdoğru dümdüz bir karakter ancak yaşama kafa tutan ayni zamanda geçmişiyle yaşayan, sorgulayan arayan bir karakter. Kitap genelinde ana karakterimiz olan C.’nin hayatının aşkını bulmasını okuyoruz. Aşka, cinselliğe onun penceresinden bakıyoruz. Etkilendiği, yaşadığı olaylara bizlerde tanık oluyoruz. Ailenin küçük yaşta bir çoçuğun hayatını, geleceğini nasıl etkileyebileceğini okuyoruz. Felsefik açısınında bulunduğu o bilinç akışı tekniğiyle inanılmaz sürükleyici bir roman ortaya çıkmış diyebilirim, üstelik 1959 yılında basılmış olduğunu düşünürsek. Toplumun genel geçer bütün yargılarına kafa tutan, bireyin kendi özgürlüğüne önem vermesi gerektiğini düşünen, millet ne der korkusu nedir bilmeyen bir karakter C. Özgür ruhlu özgür karakterli. Kitabın dilinden monolog anlatımlardan veya
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
8/10
·222 syf.··
2019 17. kitabı
Edebiyat alanında iki yazardan aşırı aşırı uzaklaşmıştım biri Sabahattin Ali diğeride Stefan Zweig çok abartıldığını düşündüğüm için olabilir, ancak bu söylediğim eserlerini beğenmediğimden değil tabi bu popülerlik biraz benimde midemi bulandırdığından. Neyse ki uzun bir aradan sonra çok çok merak ettiğim Kuyucaklı Yusuf kitabını bir çırpıda okudum bitirdim demeliyim. Sabahattin Ali’nin ilk romanı olmasına rağmen benim için çok başarılıydı. Yaşanılan olayları okura aktarma biçimi güçlüydü. Karakter analizleri muazzamdı, betimlemelerde aynı şekilde. Kurgu diyemicem çünkü Sabahattin Ali tutuklu kaldığı zamanlarda hapishanede tanıştığı Yusuf adında birinin hayatını anlatmış bu eserde. Oldukça çarpıcı, ilmek ilmek ilerleyen sonuda oldukça şaşırtıcı biten bir kitaptı. Kitabın içinde ki hemen hemen tüm karakterler baskındı. Bu tarz kitapları okumayı seviyorum. Her karakteri bu şekilde analizleyip güçlü bir aktarım sağlamak bence eseri canlı ve etkileyici kılıyor. Suç ve Ceza’da da bu şekilde güçlü karakter analizleri beni çok etkilemişti. Sabahattin Ali yaşamına ve eserlerine çok saygı duyduğum bir insan. Artık bu soğukluğu ortadan kaldırdığıma göre öykülerinden devam etmek istiyorum. Keyifli okumalar sizlerede.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,7bin okunma
7/10
·250 syf.··
2019 16. kitabı
Hasan Ali Toptaş benim için 2019’da okuduğum en değerli yazar. O kadar anlamlı, kırılgan ve naif yazıları var ki sanki okurken hipnoz oluyorum. Okuduğum ilk romanıydı; onunda yazdığı son eseri, şimdilik. Tesadüf eseri indirimde görüp almıştım ve bekletmeden hemen okudum. Konudan kısaca bahsedecek olursam, ana karakterimizin babasıyla olan ilişkisini okuyoruz. Babası yani Aziz Bey belli bir rahatsızlığa sahip ve kitap boyunca bir evladın babası için neler yapabileceğine, sadakatine, baba oğul ilişkisine tanık oluyoruz. Aile ilişkileri çok gizemli ve bazı soru işaretleriyle kalsa da bence güzel işlenmişti. Yazarın aileye verdiği değer ön plandaydı. Türkü sevdası yine kitapta alıntılarla bolca mevcuttu. Kullandığı kelimeleri eski türkçe ve yöresel kavramlarla pekiştirmiş yazar bu da romanın havasını güzel etkilemiş diyebilirim. Böyle bir konuyu farklı bir yazarın ağzından okusam sıkılabilirdim ancak Hasan Ali Toptaş büyüsi diye bir şey var gerçekten.O akraba panoraması, karakterlerin kendi içsel yolculuğu özellikle Aziz Bey’in ruhsal analizleri o kadar gerçekti ki yazarın bu güçlü tasvirine ayrı hayran kalıyorum. Hangi kitabını okuyup bitirsem asla doyamadım. Elimde olsa külliyatını bir çırpıda bitirmek istediğim yazarlardan. Her fırsatta birer birer kitaplarını satın alıyorum. Daha okuyacağım bir sürü eseri var. Öncelik vermemi istediğiniz farklı bir eseri varsa yorumlara bekliyorum. Şimdiden teşekkürler. Keyifli okumalar herkese.️
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
7/10
·163 syf.··
2019 15. kitabı
İnstagram sayesinde Turgut Özakman’ın Romantika kitabıyla tanıştım. Yorumuna güvendiğim birkaç kişi sayesinde karşıma çıkan ilk fırsatta kitabı edindim diyebilirim. Bütüne baktığımda kitabı okumak keyifliydi, sıkılmadım, kısa sürede bitirdim ama beni rahatsız eden yerleri de olmadı değil. Trajik bir aşk hikayesini okuyoruz. Karakterler arasındaki hitap sözcükleri beni çok rahatsız ettiği için bir türlü o büyülü aşka odaklanamadım, o aradaki sınır ve engeller gözüme sokuluyormuş gibi hissettim ki bence yazar bunu bilerek yapmış bile olabilir. Aile ilişkileri kitapta çok kötüydü. Bu da birazcık rahatsız etmedi değil, yaşanılan aşkı kabullenmek zorlaşıyordu yine. Kitapta da diyor zaten aşk ihtilaldir. Yanlış doğru gelmeye, günahlar masum görünmeye başlar diye ancak yaşayan kişi için, okuyan değil. Kısacası iyi ki okudum diyemem keşke okumasaydım da demiyorum. Akıcılığı yerinde farklı bir kurgulama okudum, diyebilirim. Hatta yaz aylarında okunabilecek hafif kitaplardan da olabilir ilgilisine. Şimdiden keyifli okumalar.
RomantikaTurgut Özakman · Bilgi Yayınevi · 20215,5bin okunma
Reklam