Mutluluk kısa sürer, tıpkı o bahar açıp solan nergisler ve fulyalar gibi. Hüzün, her şeyi boğan ve babamın onlardan kurtuluş yok dediği inatçı otlar gibi uzun süre kalır.
Her şeyin ötesinde, babam her yeri bir bahçeye , her evi bir yuvaya dönüştürmeyi başarırdı. Bu özel bir beceridir. Bir zamanlar taşındığımız her kiralık ev-nedense sık sık taşınırdık-bir şekilde yuvamız olurdu. Şimdi her şeyin ötesinde, kendimi bir de yuvasız kalmış hissediyorum.
Ne olurdu kokunun da fotoğrafı olsaydı
Sesin fotoğrafı.. Boşluğun fotoğrafı..
Parmak uçlarındaki karıncanın
Ruhtaki üşümenin...
Ölüm kimseyi bu kadar yalnız bırakmazdı.
İncinme değil bu
Öfke değil
Ah! değil.
Ötesi... çok ötesi.
Tam bir yürek çöküntüsü
Ruhun taşa dönmesi
Aklın büyük yalnızlığı.
İnsana olan inancını yitirme!