"More often than not, I wish my parents were more like Aiden's. They didn't have a lot of money, but they made up for it with enough love to make their kids want to return home for the holidays."
"Güvenebileceğim tek kişi kendimdim."
Bir evin hizmetçisi olarak işe girdiğinizde mesai saatlerinizi sadece çalışarak geçirmiyorsunuz, o saatler sadece iş hayatınızdan ibaret olmuyor. Aynı zamanda, bir ailenin de hayatına dahil oluyorsunuz. Yeni bir ailenin hayatına girdiğinizde bazen olaylar içinden çıkılmaz bir hâl alabiliyor.
Başrol karakterimiz Millie, Winchester ailesinde bir hizmetçi olarak işe başlıyor. Kendisine çeşitli görevler verilen Millie içinde bulunduğu durumları sorgulamadan elinden geleni yapıyor. Nina Winchester'ın tuhaf ve anlam veremediği hareketleri, evde söylenenlerin tutarsızlıkları bir noktadan sonra Millie için gizem dolu bir kapıya çıkıyor. Oysa başta her şey ne kadar mükemmel gözüküyordu. Zengin ve yakışıklı eş Andrew Winchester, her şeye sahip olan Nina Winchester ve biricik kızı Cecelia... Harika ve örnek gösterilen bir ailenin evinde neler dönüp bitiyordu?
Hizmetçi serisi bir süredir duyduğum, popüler kitap serilerinden biriydi. Filminin çekileceğini duyunca öncesinde kitabına bir şans vermek istedim. Okuyan çoğunluğun gerçekten sevdiğini görünce de konusuna, türüne bakmadan alıp okumaya başladım. Bazen içgüdülerime güvenmek daha iyi hissettiriyor ve iyi ki de okumuşum dedim ki diğer kitaplarını art arda okuyarak seriyi bitirdim. Bu incelemede sadece ilk kitabın yorumunu yapacağım, diğer kitapların yorumları ayrıca gelecek.
Hizmetçi'yi okumadan önce 1-2 haftadır elimdeki kitaplar sürükleniyordu. Bir şey okumak içimden gelmiyordu. Ani bir kararla kitaba başladım ve 2 günde bitti. Çok sevdim. Böyle sürükleyici bir kitap okumaya ihtiyacım varmış gerçekten. Normalde yazım dili okuduğum kitaplarda beni etkiler ama bu kitabın oldukça yalın bir dilde yazılması beni hiç olumsuz etkileyen bir durum olmadı. Benim için kurgusu çok güzel
"İnsana her şeyini kaybettikten sonra hayatta kalabilmeyi kim öğretebilirdi?"
Savaşın ortasında kıvılcımlanan bir aşk hikâyesinin devamı ne kadar iç açıcı olabilirdi? Yaşanılan dönemin beraberinde getirdiği ekonomik, sosyal sorunlar arasında birbirine kavuşmaya çalışan iki sevgilinin hikâyesini okumaya devam ediyoruz.
Bronz Atlı serisinin ikinci kitabı olan Tatyana ve Alexander, ilk kitaptan biraz daha farklı kaleme alınmış. Kitap bölüm bölüm ilerliyor, geçmiş ve günümüz arasında gidip geliyor. Bir bölümde ailesiyle birlikte olduğu yıllarda çocuk Alexander'ın geçmişini okuyoruz. Alexander'ın tanıdığımız yaşlarında oluşan karakterini, davranışlarını daha iyi anlıyoruz bir noktada. Geçmişinin nasıl şekillendiğine tanıklık ederek Tatyana ile tanıştığı ilk yıllara kadar olayları Alexander'ın gözünden bir kez daha inceleme fırsatı buluyoruz. Günümüz olan bölümlerde ise küçük bebeğiyle birlikte New York'a yaşamaya giden Tatyana'nın hikâyesini okuyoruz. Şura'sının ölüm belgesine ulaşan Tatyana, hâlâ kocasının ölümünü reddetmektedir. Zorlu şartlar altında da olsa ona ulaşma umudu ve hırsıyla kendine yeni bir yaşam inşa etmektedir.
Bronz Atlı kitabı, olumsuz eleştiri yaptığım pek çok durum içermesine rağmen yazım tarzı ve olay örgüsüyle genel olarak beğendiğim ve hızlıca okuyup bitirdiğim güzel bir eserdi benim için. İkinci kitabına geçmeden ara verecektim ancak dayanamayıp hemen okumaya başladım. İlk sayfalar benim için yine çok hızlı akıp gitti, sıkılmadan okudum. Ortalara doğru artık bazı olaylar çok uzatılmış gibi geldi ve kendi içimde de genel olarak okuma isteği azaldığı için birkaç gün ara verdim. Geri kalan sayfalara kaldığım yerden devam ettiğimde son sayfalar yine hızlı bir şekilde akmaya devam ederek sonuca kavuştu.
Seri tek bir kitapla da bitirilebilir bir olay