"I simply do not understand this modern urge to share every errant thought one has with the entire world the instant it happens."
Yaşantımıza ve yaşadığımız zamana dair her şeyin hızlıca geçip gittiği, sürekli yeni bir akımın hayatımızı ele geçirdiği tüketim döneminde düzene ayak uydurmaya ve her şeyi takip etmeye çalışırken zorluk çekiyoruz. Bu yüzden kuşaklar arası iletişimde anlaşmazlıklar kaçınılmaz oluyor. Bir de hayatın bu kadar hızlı aktığı bir zamanda yıllardır komada olup yeni uyanan biriyle anlaşmaya çalıştığınızı düşünün. Bu kişiyle aranızdaki yaş farkının büyük bir uçurumdan oluştuğunu öğrendiğinizde her şey daha karmaşık bir hâl alır.
Cassie Greenberg, 30'lu yaşlarının başında bir sanatçıyken hayatını yoluna koymaya çalışmaktadır. Cassie'nin ilk işi olan konaklama sıkıntısını ortadan kaldırması için karşısına harika bir ev arkadaşı ilanı çıkar. Aylığı sadece 200 dolardan ibaret olan kira fiyatını görünce Cassie'nin aklında hem bir şüphe oluşur hem de geçim sıkıntıları yaşadığı için teklif oldukça cezbedici gelir.
Frederick J. Fitzwilliam, ismiyle bile Cassie'nin dikkatini çeken ilginç bir ev arkadaşıdır. Uyku ve yaşam düzeni Cassie'den epey farklı olan Frederick'in aslında bir vampir olduğunu öğrenmesi her şeyi mantıklı kılmaya başlar. 100 yıldır komada olup hayata yeniden gözlerini açan ve insanlar arasında yaşamaya karar verip yeni dünya düzenine ayak uydurmaya çalışan Frederick için işler göründüğünden de karmaşıktır. Giyim tarzından seçtiği kelimelere kadar en son yaşadığı çağın izlerini taşıyan Frederick, Cassie ile birlikte modern dünya düzenini ve hayatı yeniden öğrenmeye başlar.
Alacakaranlık serisi dışında hiç vampir kitabı okuduğumu hatırlamıyorum ancak ergenliğimin bir döneminde, o zamanki dönemin de esintisiyle, vampirlere dair pek çok dizi
"Peki madem seviyorlar ve ona teşekkür edip onunla her gün buluşmak istiyorlar, o halde neden korkuyorlar Tanrıdan? Neden insanlar Tanrıdan korkar?" diye sordum onu köşeye sıkıştırdığımı düşünerek. Bana verdiği cevap ancak saf aklın kabul edebileceği türdendi:
"Senin sorduğun soruların daha fazlasını soruyorum ben..." demişti.
"Gerçekten neden korkuyorlar? Bunu ben de bilmiyorum çünkü ben korkmuyorum. Tanrı iyilikten başka bir şey değildir. Eğer bir korkuyu konuşacaksak onun beni sevmiyor olma ihtimali olabilir bu ancak. Onu üzmekten korkabilirim, onun beklentisini boşa çıkarmaktan korkabilirim, ellerimi ona açtığımda yaptığım kötülüklerden dolayı bana kırgın olup beni dinlememesinden korkarım. Benim korkum ondan değil kendimden, ondan değil onsuzluktan olur..." demişti.