ölmek için yeterince yaşadın mı? bir çiçeği kokladın mı mesela, bir çocuğun ellerinden öpüp gözlerine baktın mı, hiç ıslandın mı yağmurun altında, içine çektin mi yağmur sonrası toprak kokusunu, gökkuşağına değdi mi hiç gözlerin, sen hiç aşık oldun mu, kendini unutup sevdin mi birini, hiç ağladın mı çok gülmekten, denizi gördün mü, balıklar nefes alıyor biliyor musun?.. dünya üzerinde geçirdiğin zaman kimin umurunda, aldığın nefesin sayısı kimin umurunda, mutlu musun kimin umurunda? eğer sen her nefes alışında mutlu değilsen, yarın uyanmak için değil de kahvaltı etmek için açmadıysan gözlerini, birini öptüğünde kalbin ile miden yer değiştirmediyse ne önemi var yılların, ne önemi var yaşının? yaşamış olmak için değil yaşamış olmak için bu evrendesin... zaten öleceksin ama her ölen de yaşamış olmuyor be arkadaşım! yaşamış oluyor sadece, yaşamak denirse adına... ayakları yere değiyor, gözleri göğe bakıyor, ölüyor hiç yaşamamış ama ölüyor. hayat ne acımasız, azrail ne acımasız, tanrı ne acımasız. ölmek için yaşamak gerekiyor ama her ölen yaşamıyor ki bu dünyada, seksen ikisinde ölüyor ahmet dede seksen iki yıl yaşamıyor ki. bir güne yirmi dört saat, bir haftaya yedi gün, bir aya otuz gün, bir yıla üç yüz altmış beş gün demek ne kadar doğru? nefes almak mı yaşamak gerçekten? hayır, mutlu olmaktır yaşamak.