"Sana bir daha dokundu mu?"
"Orada olsaydın bilirdin."
"Beni kışkırtma, Megan."
"Yoksa ne olur, prens."
"Ne bu ülke... Nede siyaset umrumda olur. Sana dokunan her bir eli teker teker kırarım."
Uçurumun kenarında bir vahşet yaşandı, onlarca insan bir gecede öldü. Katiller vuruldu, belki de öldüler. Masumlar vuruldu, hepsi öldü. Ben gözlerimi araladığım zaman nerede, ne halde olacaktım, bilmiyordum. Tek dileğim, benimle birlikte katil çetesinin de gözlerini aralayabilmesiydi.
Ben tutsak olabilirdim ama bu kez bir şey farklıydı. Ben artık katil bir tutsaktım.
Bundan sonra sadece Defne Karaca değil, aynı zamanda 17 Numara'ydım.
Bu orkideler Tugay'ın kollarını simgeliyordu. "Cansız olanı canladıramayacağını mı sanıyorsun?" diye mırıldandım Tugay'ın cümlesini tekrar edip şaşkınlıkla orkideler bakarak.