Betül

İkimiz de ruh ile madde arasında sürekli bir uyum bulunan, acı ve zevk konusunda toleranslı olan, o ender yaratıklardan değil miyiz? Bu tip insanlar kendilerine benzeyen kişilerle mutlu, benzemeyenlerle de mutsuz olurlar. Uçüncü bir durum ise, bu durumun acılarını, ancak aynı hastalığa tutulmuş kişiler bilebilir. Ne artının ne de eksinin bize işlemediği durumlar olabilir. Bu durum, boşlukta havalanan notaların çıkardığı sesler gibidir. Sanki bu ruhun yokluklarla yaptığı bir savaştır. Duygular, seller gibi akar ve bundan, tarifsiz hüzünler doğar. Böyle değil mi bizim ortak acılarımız?
Sayfa 58·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Kazanmak ve beğenilmek de kendinden bir gömlek aşağıdakini yakalamakla olur, orta ve ortanın bir med üstü dünyanın nesi var nesi yoksa götürürmüş. Neyse ki akıl varmış, neyse ki gayet kıtmış, neyse ki yalan varmış, neyse ki gerçek gibi şahit de istemiyormuş. Ülke insanı vallahi rezil edermiş.Ama nedenlerini ağlaya ağlaya anlatsan seni gene anlamaz, dinlemezmiş. Ülke böyle bir şeymiş işte, hiçbir şeyi anlamaz ama ben her şeyi yaptım ettim der, bu yüzden gerçekten de babaya benzermiş. Vatan baba, toprak da ana ise, işte ne çare evlat da bu imiş.
Alıntı
Kiliseler zaten insanı ezen yerlermiş, ruh kanatlanmazmış orada. Yedikule Camii nin yandan çıkılan çıknıklı merdiveni bizzat sevabın kendisi gibi güzelmiş. Hıristiyanlık teferruat, Islâm sadelikmiş, ama işte sadelik de pek az kimseye göreymiş, sadeyken kendini zengin ve vâsi duymak pek güçmüş, duymadan hele duyuramadan sadece Islâm ile göğüs göğse yaşamak pek Müslüman harcı değilmiş. Dişçi olmak bile herkesin harcı değilken dindar olmak kaç kişinin olabilirmiş? Allah elbet "Kitap herkese inmiştir" demiş. Ne deseymiş, Nietzsche gibi "Bu kitap herkesin ve kimsenindir" mi deseymiş. Elbet bilir de söylemezmiş. Ama insan işte hem bilmez, hem anlamaya yanaşmaz, hem de kendinin sanırmış. Nasıl olsa bilineceğini bilen tanrı bunun için eğilmezmiş. Kitab'ın senin de olabilmesi bir ihtimal, sen de esasında anca bir ihtimal imişsin.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Alıntı
"Haklısın Cun. Asıl olan yolun sonuna ulaşmak değil, o yolda yürümektir."
Alıntı
Çok düşünüyorsun, çünkü düşünceyi dünya ile kendi arana koyuyorsun, gözlemden çok gevezelik ediyorsun. Olayları kavramaktan çok önyargıya dayalı fikirler geliştiriyorsun. Gerçeğe karşma çıktığı gibi bakmak yerine burnunun ucuna koyduğun renkli camların ardından bakıyorsun, mavi gözlüklerin ardından bakınca dünya senin için mavi, sarıların ardından bakınca her yer sarı, kırmızı camların ardından bakınca lal kırmızı diğer renkleri kızıla boyuyor... Algını sen kendin fakirleştiriyorsun, çünkü oraya koyduğun şeyden başkasını göremiyorsun.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam