İkimiz de ruh ile madde arasında sürekli bir uyum bulunan, acı ve zevk konusunda toleranslı olan, o ender yaratıklardan değil miyiz? Bu tip insanlar kendilerine benzeyen kişilerle mutlu, benzemeyenlerle de mutsuz olurlar. Uçüncü bir durum ise, bu durumun acılarını, ancak aynı hastalığa tutulmuş kişiler bilebilir. Ne artının ne de eksinin bize işlemediği durumlar olabilir. Bu durum, boşlukta havalanan notaların çıkardığı sesler gibidir. Sanki bu ruhun yokluklarla yaptığı bir savaştır. Duygular, seller gibi akar ve bundan, tarifsiz hüzünler doğar. Böyle değil mi bizim ortak acılarımız?