Her canlının özel olarak o haliyle yaratıldığı, bir türün baska bir türe dönüşemeyeceği kavramları, atalarımızın hayat hakkındaki kıstlı tarihi bilgilerine yatkın geliyordu.
Her organizmanın bir büyük yaratıcı tarafından titizlikle yapıldığI düşüncesi, doğaya bir anlam ve düzen sağladıktan başka, insanlara da üzerinde hâlâ duyarlılık göstererek durduğumuz bir önem kazandırmaktaydı.
"Biz hem gökyüzünün, hem yeryüzünün çocuklarıyız. Bu gezegen üzerindeki varlığımız süresince tehlikeli bir evrimsel yük sırtlamış bulunuyoruz. Bu yük torbasının içinde saldırıya ve töreye yatkınlık, liderlere baş eğme ve yabancılara düşmanca davranış gibi kalıtsal eğilimler yer alıyor. Fakat aynı zamanda başkalarına karşı şefkat, çocuklarımiza karşı sevgi, tarihten bir şeyler öğrenme ve giderek zekâ ve yeteneklerimize bir şeyler katma eğilimlerine de sahibiz; bunlar da hayatta kalmamıza ve refahımızı sürdürmeye yarayan etkenler... Yapımızdaki bu eğilimlerin hangileri üstün gelecek bilmiyoruz..
Ölümden korkmuyordu. Eminim ki annem inancından dolayı korkmuyordu. Ben dindar biri değilim ama sonuna kadar ısrarcı olduğu inancına tanıklık etmek mucizeviydi. Beni hem minnettar etti hem de kıskandırdı. İnançlarından aldığı güç ve huzur ufacık bedeninden odayı dolduracak kadar yayılıyordu, sanki elimi uzatsam dokunabilecektim.
Bazı nöral ağlar inatçıyken, bazıları son derece uysaldır ve bazı hassas dönemler kısa, bazıları uzundur.
...farklı alanların temelindeki farklı öğrenme stratejilerinden kaynaklanmasıdır. Buna göre, bazı alanlar yaşam süresince öğrenmeye ayarlıdır çünkü var oluşlarının temelinde yatan şey, dünyanın değişebilir ayrıntılarını kodlamaktır.