Aeden yazarın kurduğu bir ütopya olabilir. Aeden'de insanlar, evrimlerini bilinç seviyesinde tamamlamak üzere. Yargılamayı reddeden, yaşamın kutsallığına ve anlamın derinliğine adanmış hayatlar.
Aeden insanlarının yolu Dünya'ya düştüğünde dehşete kapılıyorlar. İnsanlar nasıl olur da birbirine bu kadar zarar verme eğilimi gösterebilir? Nefret nasıl bu kadar hat safhaya ulaşmıştır? Kendi yavrusuna bile kıyabilen bir varlık evrimin neresindedir? Dünya nasıl tüketime dayalı bir sistem üzerinde ayakta kalabilir? İnsanlıktaki yanlışlığın düzeltilmesi gerekir!
Sürekli tüketerek, elimizdekinden yiyerek gelişme göstereceğimizi sanarak odaklanmışız yaşamı sömürmeye. Bağırsakların ikinci beyin olduğu her yerde konuşuluyor da durup dinlemeyi ertelemişiz hep. İnsan yediklerinin posasıdır denmiş de ne yediğimizin hesabını yapmaya fırsatımız olmamış hiç. Bilerek ve isteyerek kendimizi tüketmenin yanında aslında hep korkmuşuz tükenmekten. Ölmemek için hiçbir şey yapmamış ama hep bir şeyler yapma gereği duymuşuz... Zıtlıklar dünyasında pinpon topuna dönmüşüz de fikirleri kapsayıp zıtlığı anlamayı kabul edememişiz...
Cahil olmak nedir? Anlamamak ya da bilmemek mi? Cahillik; yargılamaktır, anlamı ve öğrenmeyi reddetmektir. Yargıladığımız şey kadar uzaklaşırız kendimizden ve bir o kadar da fanatizme kurban gideriniz... Kitabın savunduğu en güzel mottolardan biriydi bu.
AedenAkilah Azra Kohen · Destek Yayınları · 201614,4bin okunma
Popüler bilim, bağırsakların ikinci beyin olduğunu söylüyor. Peki gözler için buna benzer olarak ruhun somutlaştırılmış formu diyebilir miyiz? Bir anda kitle bazında bir körlük meydana geldiğini düşünürsek; evet, diyebiliriz. İnsan ilkelliğini, bencilliğini hiç bu kadar derinden hissetmemiştim. Kitabı kendimce distopya kategorisine dahil ediyorum ve en iyi betimlenen distopik kitaplardan olabileceğini de iddia ediyorum. Hayatta kalmak için ne kadar ileri gider, nelerden feragat edebilirsiniz? Terazinin bir kefesinde insan onurunun diğer kefesinde ise hayatta kalabilmenin durduğu sahneleri tekrar tekrar canlandırdım zihnimde ve sarsılarak okumaya devam ettim. Kitap çevirisi yazar üslubuna bağlı kalınarak yapıldığından yani, nokta ve virgül dışında hiçbir noktalama işareti kullanılmadığından kitapla tanışma safhasında oluşan zorluk git gide unutturuyor kendini zira bu üslup kitabın daha da akıcı olmasına zemin hazırlıyor benim fikrimce.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
Kitabı okuduğum için kendime teşekkür ederim! Seksin kutsallığını ne zaman yitirdik? Nasıl oldu da ruhların iletişimini unutup boşalmaya odaklandık? Sevmek ve sevilmekten çok günün stresini alacak bir araç olarak kullanmaktan utanmadık hiç... Kitap sadece cinselliğe bakış açısını sorgulamıyor; şiddetin temelini sorguluyor, arzu ve orgazmı sorguluyor, hayat tercihlerini sorguluyor.. ve okuyana birçok şey öğretiyor.
On Bir DakikaPaulo Coelho · Can Yayınları · 20206bin okunma
Çok sıkı bir araştırmanın nihayeti olduğunu açıkça anlayacaksınız. Fotoğraflarla destekleniyor olması ve oldukça geniş tutulan dipnot kısmı kitabı anlamayı kolaylaştırıyor. Kısaca içeriğinden bahsedecek olursam: Osmanlı’nın 19.yüzyılından başlayarak neredeyse günümüze kadar geçen sürede dini alet ederek ne gibi tavizler verildiğini, hangi yanlışlara gözümüz boyandığı için ses çıkarmadığımızı anlatmış. Örneğin; ilk dış borcun nasıl alındığını, dünya savaşında Almanya’yı nasıl taraf seçtiğimizi, Kıbrıs gibi toprakların hangi olaylar sonucu kaybedildiğini, bazı padişahların kazandığı uluslararası madalyaları hangi olaylar sonucu kazandığını ve daha bir sürü perde arkalarını merak ediyorsanız aynı zamanda öğrenmeye de cesaretiniz varsa tavsiye ederim.
Duygusal manada etkileyen, rasyonel açıdan birtakım irdelemelere yönlendiren bir kitaptı benim nazarımda. Kitabı bitirmem için üçüncü kez elime almam gerekmedi öyle de sürükleyiciydi.