Yılların insanı zenginleştirdiği, daha güçlü kıldığı düşünülürdü. Tamamen tersiydi. Yaş insanı duyarsızlaştırır, yıkıma uğratırdı. Tecrübe istediğinizi kangrenleştirir, hayallerinizi çürütürdü. Gençlik hiçbir şey bilmezdi, her şeye inanırdı hor görürdü - ve bu yüzden müthişti.
- Kimse anlamıyor beni. İçime kor düştü, cayır cayır yanıyor. Ölüm gibi bişiy bu! Hani bir şarkı vardır, bilmem bilir misiniz, “Ayrılık yarı ölmekmiş” diye.
- Evet bilirim. Güzel şarkıdır. Gerçek aşkı yaşayan, ayrılığın ne demek olduğunu bilen biri yazmış belli ki... Demek ayrılık bazen ölüme benziyor.
- Ölümün insanlara bu kadar acı verdiğini sanmıyorum. Yok oluyorsun, bitiyor ama ayrılık acısı bitmiyor. Ondan ayrılalı yarı ölü sayılırım. Zaman bir türlü geçmiyor ve ben hiçbir şey yapmak istemiyorum. Sabahlara kadar kapısının önünde dolaşıp duruyorum. Onsuz bir hayatı yaşamak istemiyorum ama işim kötüsü ölmek de istemiyorum. Ne yapacağım ben?