Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mırıldanan melodi kisvesinde dolanır dururdun ağzımda
Yaradan ‘ın müdahelesi, iki yüzünden biri kalktı askıya
Nasıl insansın? İlâh, müdahil oldu beni şerrinden korumaya
Zamanla daha da anlar oldum değmediğine, her damla göz yaşıma
Bölüm 1 (kuyruk) : Markette sıra beklerken beynim: Önümdeki adamın araba dolusu alışverişi, kıyamet hazırlığı gibi; makarna paketleri, mevsimsiz meyveler... İnsanın hayatta kalma içgüdüsünün bu hantal görüntüsü karşısında, beynimin içinde aniden o meşhur Uğur Derin Dondurucu reklamının müziği çalmaya başlıyor. Tam o sırada yan kasada bir dram yaşanıyor: Bir abla, çocuğunun elindeki ürünlere limit koyuyor; "Bir tane seçebilirsin, çikolata mı dersin ya da o cips mi dersin, karar ver artık!" Çocuğun o saniyeler süren, sanki hayatının en büyük ontolojik kararını veriyormuş gibi kasıldığı an... Benim zihnimde ise reklam müziği hala çalıyor: Uğur’un olsun, için rahat olsun.
2.Bölüm (bip bip bip )
Kasiyerin barkod okutma ritmi, zihnimdeki melodinin ritmiyle çakışıyor: Bip, bip, bip... Birini seçmelisin. Çocuğun çikolata ile cips arasında kaldığı o boşluk, benim varoluşsal sancılarımın mikro bir örneği mi? İnsan, bir ömür boyu dondurucular dolusu seçeneği "saklamaya" çalışırken, aslında o raflarda duran tek bir çikolatanın verdiği huzuru bile yaşayamıyor mu? Arkamdaki adam sabırsızca saatine bakıyor; o, zamanı tükettiğini sanıyor ama aslında sıranın bitmesini beklerken, çocuğun o ikilemine kilitlenmiş kalmış durumdayız.
Kapanış 🤝
Eve gelip aldıklarımı dondurucuya yerleştiriyorum; ancak o melodi hala susmuyor, zihnimde dönüp duruyor. Hayatı dondurmaya çalışırken, aslında o reklam müziğinin tutsağı olduğumu fark etmek gerçekten ürkütücü.
(Hala çalıyor, bu gerçekten çok rahatsız edici.)
youtu.be/HgVETUZsC_o?si=...