Kadınların yatışlarından bir şiir, bir melodi çıkarılabilirdi. Kimileri bir keman gibi ipince uzanıyor, kimileri bir ud, bir cümbüş gibi yatağın orasına çörekleniyordu.
Gerçi, bunların içinde bir kontrbası, bir davulu andıranlar da eksik olmuyordu. Bereket, kimseler, bir gözlemciyi böylelerini uzun uzadıya gözlemlemeğe zorlamıyordu.
Her insan bir anlamda İçinde geçmişini taşır; kimi zaman ânın içini geçmiş anılarıyla dolduruverir. Bir koku, bir melodi insanı çocukluğuna götürür, anıları tüm yoğunluğu ile yaşatabilir. İnsan, farkına varmadan, şimdi-buradaya, çoğu kez geçmişin gözlükleriyle anlam verir.