Yazardan okuduğum ilk kitap olduğunu belirterek başlamalıyım sarım çünkü kitap beni tatmin etti. Belki diğer kitaplarını okusaydım bana da yavan gelebilirdi...
Ayfer Tunç'u özel kılan şey bence acıyı sıradan bir şekilde aktarması. Çünkü acı ajite edildiği zaman çok sığ duruyor. Okura şimdi üzülmen lazım vurgusu yapılmadan akışta o hüznü hissetmesini sağlamak okuru kitaba daha çok bağlıyor. Tıpkı Kuru Kız' da olduğu gibi...
Toplum değersizleştirdikçe aslında her zaman kendine değer katan, küçük yaşta içine ağlamayı öğrenen, etrafını sorgulayan, kendi görüntüsünü beğenmediği için aynaya değil dünyaya bakan Kuru Kız...
Kimsenin fark etmediği, iyi olan hiçbir şeyi ona yakıştıramadıkları için hor görülen, topluma başkaldırıyı sessizce uygulayan 40 yaşındaki cesur Kuru Kız...
Bir insan bulunduğu toplum normlarından farklı olduğu için nasıl baskılanır bu kitapta onu okuyoruz. Boyu çok uzun diye bunu kim ne yapsın demeler, akıl olarak geri belli ki hemen kandıralım demeler, kendi noksanlarına bakmadan kadını ezmeye çalışmalar...
Kuru Kız'ın anne-babası severek evleniyor. Kendi ve kardeşi dünya'ya geldikten sonra yolunda giden hayat annenin hastalığı ile tepetaklak oluyor. Sonra zaman içerisinde babasını ve kardeşini de kaybediyor. Fakat kızımız interneti, dünyayı, farklı yaşamları merak eden biri ve tüm bu zorluklardan cesaret alan kahramanımız merak ettiklerini yaşamak için 40 yaşında hayata atılıyor.
Kendi hayatlarından çok başkalarını inceleyip kurcalayan, kendi mutsuzluklarını bırakıp başka hayatların açıklarını arayıp bulan ve bunu ağızlara sakız haline getiren hayatsızlara ithaf edilmesi gereken bir eser...
Kuru KızAyfer Tunç
Yazırın elimde iki kitabı vardı. Nohut Oda çok seviliyor diye bu kitapla başlamak istedim. Sanırım iyiki de böyle yapmışım. Yazarın kalemine bayıldım. Çok sıcak bir anlatımı var bunu baştan söylemeliyim.
Bu bir öykü kitabı ki ben öykü okumayı pek sevmiyorum çünkü konun daha detaylı anlatılması daha hoşuma gidiyor. Konunun ve karakterlerin gelişimini görmek daha iyi geliyor. Tıpkı bu kitapta olduğu gibi.
Mesela roman olsa Nergis'in Elif'i yanına gidişini ve orada yaşananları öğrenmek isterdim ya da Elif annesini görünce ne hissetti bilmek isterdim. Yılların hesaplamasını okumak keyifli olurdu.
Mehmet'in hem eşine aşkını hem kızına sevgisini derinlemesine okusak fena mı olurdu sanki... Ah ahhh
Bu üç karakterin hikayesini okuyoruz. Annelik, evlilik, arkadaşlık herşeyi barındıran bir öykü kitabı.
Elif'i hikayesinde evren şöyle diyordu "Kimseyi seviyormuş gibi yapma" Elif aslında kızdığı annesinin yaptığı hatayı yaptı belki de..
Beni en çok Mehmet'in hikayesinde son etkiledi sanırım. Evlilikler bitebilir fakat ebeveynler her zaman çocuklarının yanında olmalıdır. Ayrılan anne-babadır. Bunun farkında olması ve Elife yaptığı konuşma kitabı kapattıktan sonra acı çikolata yemiş hissi bırakıyor. Sevindiren ama aynı zamanda hüzünlendiren bir kitap diyebilirim. Küçük Yuvarlak TaşlarMelisa Kesmez
Alvaro tüm hayatını edebiyat uğruna ikinci plana atmış, her şeyi denedikten sonra kitap yazmaya karar veriyor ve bu romanın eksiksiz olması için karakterleri gerçek hayattan seçmeye karar veriyor. Adeta kitap yazmayı bir 'SAPLANTI' haline getiriyor.
Alvaro bu kararı aldıktan sonra hemen çevresine bakıyor ve apartmandakilere odaklanmanın en doğru seçenek olduğuna inanıyor.
Daha önce selam vermediği insanları hem hayatına almaya başlıyor hem de hayatlarına sızmasıyla belli başlı taslaklar oluşturuyor. Kahraman olarak seçtiği yaşlı adam ve Caseras çifti ile sıkıntı veren samimiyet kurup zoraki ilişkiler içine giren Alvaro, gerçek ve kurmacayı iç içe yaşamaya başlıyor.
Peki siz kitap yazmak uğruna ne kadar ileriye gidebilirsiniz?
Bence İspanyol edebiyatına yeni bir ışık olabilir Javier Cercas. Okuması çok keyifli bir kitaptı. Sizler Okudunuz mu? SaplantıJavier Cercas