Sonra hiçbir şeyin olmadığı tuhaf, adeta bomboş bir an geldi, sadece -ah, bunu ifade etmek ne kadar da zor- kulak verdiğim, kendi içimi dinlediğim bir an.
...samimi görüşümüz sorulduğunda, arkadaşlarımızın yaptıklarında kusur bulmamışız gibi davranmakla onlara iyilik etmiş olmayız, özellikle onlarla arkadaşlık bağı olmayan kişilerin aynı kusurları fark etmeleri kaçınılmaz ise. Başkalarını düş kırıklığı ve utançtan korumak, büyük bir inceliktir.
".. ama kendime itiraf etmekten hiç hoşlanmadığım başka bir şey ise karşımda gördüğüm bu fanatizmdeki hayata yönelen hararetli tutkuyu, böylesi bir heyecanı kıskanmış olmamdı. Benim böyle bir heyecana kapılmam, bu ateşi hissetmem, hararetimin bu kadar yükselmesi, elimde olmadan sesimin değişmesi için ne olması gerekirdi acaba?
...
beni duygularımın donukluğundan kurtarıp böyle bir ateşe atacak hiçbir şey aklıma gelmiyordu."