'birilerinin başkaları için yazdığı, senin kendine yorduğun sözlerdir.. sonra özlüyorsun işte.. onunla çok şey yaşamış da olsan, henüz neredeyse hiçbir şey yaşamamış da olsan, bir gün önce de görsen, hiç görmemiş de olsan, çörekleniyor içine o melun his.. tarifi zor..'
Matemimiz İmam Hüseyn
Matemimiz İmam Huseyn Yüreğime dokunmayın Orada Hüseyinim var Kalbimi konuşturmayın Hüseyn Huseyn diye atar Aşuradır yürek yanar Kerbela'dır gözler kanar Zulme boyun eğmek yoktur Hüseyin'den miras kalan Damarımda akan kansın Gece gündüz yadımdasın Hakkı gösteren meşale Hüseynim canda canansın Zeynebimin feryatları Aşıyor tüm asırları Hüseyn'in hak davasıyla Sarsıyor tüm sarayları Yükseldi Zeynep'in sesi Kesildi zulmün nefesi Kursağında kaldı o gün Melun yezidin hevesi Rehberimiz İmam Huseyn Matemimiz İmam Huseyn Feryadımız İmam Huseyn Serverimiz İmam Huseyn
Şiir
Reklam
Tekbir Tekbir ehad ehad Allahu Ekber İnsan sormadan edemiyor: Bu ne mel‘un bir bağnazlık, ne garîb tahammülsüzlük ne acınası bir kendini bilmezliktir? Nâfiz BASAN İslamın ilk müezzini idi Bilali Habeşi Ya Ebubekir dedi sormadan edemedi Ey beni kölelikten kurtaran iman ehli Neden böyle acınasıdır cehil olanların işi Ebubekir cevapladı ey kahraman sahabe Zulme dayanmak çetin iştir mekkede Bağnaz ve yobazların işi zulumdür elbette Cehiller lehebler zulmeder her devirde Hz Bilal ve Hz Ebubekir duaya durdu Sevdalık çekerek bulduk iman yolunu Ey Allahım yüceler yücesi ulular ulusu Kolaylaştır sevda ile aşk ehlinin yolunu İnsan saklar sevdiğinin hatırasını Ya Resullullah ayazdır senden sonrası Dinermi Ebubekir ve Bilallerin acısı Ey Bilal oku bize o bülbül sesinle ezanı Kul Nefsani uy imama deki Allahu Ekber Bağnazlık kendini bilmezlik devam eder Mescidi ancak Bilaller Ömerler inşa eder
Din
Hangi melun düşünce ayırdı yollarımızı seninle?
Duygu ve Düşünce
Tarihe, toplumlara dikkatle bakarsan fesadın, bozulmanın, çürümenin, yozlaşmanın, karmaşanın asıl sebebinin iki cümle olduğunu görürsün. Biri, “Ben tok olayım da başkası açlıktan ölürse ölsün, bana ne.” Öbürü “Sen çalış, ben yiyeyim.” Bu iki melun kelime kini, nefreti, çatışmayı körüklüyor. Huzuru bozuyor. İnsanı insana kırdırıyor. Kurán, bu iki kelimenin kökünü kesecek iki ilke getiriyor: Zekât farzdır! Faiz haramdır!
Viyola, avuçlarındaki son masalı toprağın çatlaklarına bıraktı. Elleri, eski bir mezar taşı gibi soğuktu. Parmaklarının arasındaki o incinmiş hayalleri, rüzgarın en melun nefesiyle savrulurken, sanki bütün bir ömrün kırılan umutlarını toprağa gömüyordu. Dizlerinin üzerine çöktü; alnını yarık toprağa dayadı. Gözyaşları akmıyordu artık; gözyaşı dökmek için bile fazla kurumuş, fazla yanmış bir ruhtu onunki. Sade bir inilti çıktı dudaklarından, insanlığın bütün acısını tek bir hecede toplamış gibiydi.. Gece, Viyola’nın omuzlarına çökmüş yaşlı bir günah gibiydi; ağır, soğuk ve sonsuz. Parmak uçlarıyla boşluğu yokladı.Tenine değen hava değil, zamanın kendisiydi sanki; akmayan, pıhtılaşmış bir yalnızlık. Varlığı, hiçliğin ortasında unutulmuş bir dipnot gibi ufalıyordu. Toprak, alnındaki teri değil, ruhundaki o son direnci de kopardı. Viyola, artık sadece bir beden değil, dünya üzerinde bırakılmış bir veda işaretiydi. Hafızasındaki görüntüler, mürekkebi dağılmış eski bir mektup gibi siliniyordu; yüzler belirsizleşiyor, yaşanmışlıklar sadece birer ağırlığa dönüşüyordu.. Sonra..Hiçbir şey olmadı. Gökyüzü yarılmadı. Uzaklardan bir mucize gelmedi. Karanlık, merhamet etmeyi öğrenmedi. Dünya, Viyola’nın acısına rağmen dönmeye devam etti; kayıtsız, hissiz ve zalim. İnsan bazen tam o anda ölmezdi. Bazen ölüm, insanın içine yavaşça yerleşirdi. Önce umut giderdi, sonra inanç, en son da insanın kendisi.. Kalemimden : Bir Nefes Fazla..
Edebiyat
Reklam
Reklam