Karın ağrıtan bir öykü
Puan vermedi·248 syf.··
2026 88. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 21:12
De gidim deee kuyucaklı Yusuf! İşe yaramaz korkak kafası karışık ne istediğini bilmeyen bir baltaya sap olamayan ama tam da bu sebeplerle hayata olan öfkesi yüzünden gururu dev bir kibire gebe Yusuf, çok zor küçük yaşta hem öksüz hem yetim bırakan gurbet ele hiç bilmediği ve sevmediği insanların eline mahkum eden hayat belkide tüm bunlara sebep , birlikte büyüdüğü hatta elinde büyüttüğü kardeşi gördüğü küçüğe göz koyan ahlak bekçisi zır cahil kör kütük cahil Yusuf ! Muazzez gözünü senle açtı babadan anadan görmediği şefkati sende gördü senden başka kimseyi tanımadı ki hem daha aşkın ne olduğunu bilmediği bir yaşta senden gördüğü baba şefkatini aşk sandığı bir yaşta neler ettin kıza, hani akıllısın hani büyüksün hani ahlak bekçisisin hani herkesten ayrı bir mizaca sahipsin ondan kimseleri beğenmezsin ya zavallı Muazzez sana açıldığında onu ayıltsaydın elinde büyüttüğün kızcağıza ‘kadının’ gözüyle adice bakmasaydın Muazzez’in hislerinin aşk değil kimseden görmediği şefkatin tecellisi olduğunu ona anlatsaydın ne olurdu ama yine de Muazzez’in hislerine karşılık vermesen de puşt şakir den onu koruyamazdın zavallı Ali’yi Şakir’den koruyamadığın gibi ! Şimdi düşündüm de senden çok şey beklemişim tüm öykü boyunca oysa sen de küçücük yaşta öksüz yetim kalmış zavallı bir çocuksun belki Muazzez’i kendi ellerinle herkesten uzak o vadiye gömerken koca Yusuf değil daha çocukken gözlerinin önünde anası babası katledilen küçük Yusuf’tun hala! Ne kadermiş ne ağır bir o kadar klasik aynı zamanda iç karartıcı bir son ama ! Ne olursa olsun o kızcağızın sonu senin yüzünden oldu sen o eve te çocuk yaşta hiç gelmeseydin belki Muazzez de uzun ve güzel bir hayat yaşayabilirdi , pespaye ettin kızı sen ve o melun aptal anası ! Ah Muazzez sen bir başına belki mezarına bile tek bir insan gelip bir
Duygu ve Düşünce
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · KAPRA YAYINCILIK · 2021210,7bin okunma
Puan vermedi·78 syf.··
2026 69. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 12:20
Eserin bir kara propaganda kitabı olduğunu önsüzünü okur okumaz anlıyorsunuz.. yahudi tıynetinin propaganda üzerine konumlanması ve milletleri birbirine düşürüp, kendilerinin ayakta kalabileceklerine inanmaları onları girdikleri her yerde melun bir sürü haline getiriyor.. hepsi aynı değil ya gibi modern saçmalıkları bir kenara bırakırsanız, bugün yaşananlarla birlikte bu gerçeği gözlemlersiniz.. Kitap boyunca Türk ve Arap milletleri akla hayale gelmeyecek sözlerle aşağılanırken, yahudi toplumu her türlü olumlu tavrın temel öncüsü olarak lanse edilmektedir. Sadece bu tercih bile kitabın, yaşanmışlığı şüpheli bir olay üzerinden zihinleri manipüle etme yolunda kaleme alındığı duygusuyla insanı yüzleştirmektedir..
Filistin’de Türklerle BirlikteAlexander Aaronsohn · Kapra Yayıncılık · 202160 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Melun bir izm
Puan vermedi·152 syf.··
2026 12. kitabı
Roger Graudy (Allah ona rahmet etsin), aslında bilinen bir kelimeyi sloganlaştırmış bu kitabında. Amerikancılık... Bu kavramı somuttan - soyut'a götürerek bir çerçeve içinde dert yanmaya çalışmış. Amerikancılık halk'ın uzağında vahşi kapitalizm'in dizgin'lerini elinde tutan yönetici davranışlarını tanımlıyor aslında. Bu noktada Graudy'nin Amerikan halkını da Amerikancılık'tan kurtarmalıyız sözünü daha iyi anlıyoruz. Peki, Amerikancılık nedir ki, şikayet ediliyor! Aslında vahşi kapitalizm'dir. Bir zümrenin doymak bilmez çeşitli şehvetlerini dindirmek için yaptıklarına insanları esir etmesidir. Amerikan devletinin muhtelif coğrafyalarda akıttığı kandır, Amerikan kontrollü darbelerdir, devletleri borca sürükleyip onları iflasa sürüklemesidir. Arada silah satıp zenginleşmeye çalışmasına zaten değinmeye de bile gerek yoktur. Peki, ferdin üzerindeki yan etkisi nedir, bu yaşayışın? Vahşi kapitalizm, Amerikancılık diyor ki; başarırsan varsın yoksa değersizsin. Ferdin kendileyin değerli olmasını ortadan kaldırıyor. Aşağıdaki iktibas meseleyi tarafımca aşikar edecektir: ...Meselâ unutmamalıyız ki onların sporumuza soktukları kokuşmuşluk yüzünden bizim sporumuz artık sağlıklıve gürbüz binlerce genci yetiştirme gayesi gütmemekte, tam aksine reklâmla veya birkaç şampiyonu satın almakla ilgilenmekte, para getirici gösterilere yönelmektedir. Bu seyirlik hareketler en azından televizyon kanallarına pazarlanmakta, stadyumlara konulan reklamlarla veya medyatikleşmiş birkaç yıldız sporcunun mayolarını satmakla kazanç sağlanmaktadır. Bu arada sponsorların adam akıllı destek verdikleri klüpler tarafından satın alınmaktan başka tercihleri kalmayan gençler başarı göstermeye itilerek istismar edilmekte, sırtlarından para kazanılmaktadır. Performansları yeterli olmadığında da işlerinden
Amerikan EfsanesiRoger Garaudy · Türk Edebiyat Vakfı Yayınları · 2013152 okunma
Puan vermedi·413 syf.··
2018 16. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2018 00:00
İkinci kitapta temponun arttığını yazmıştım. İntikam Ateşi'nde de artmaya devam etti. Yeni karakterlerle birlikte bir sürü sır çözüldü bu kitapla birlikte. Melun ve Mukaddes dedikleri karanlık ve aydınlık tarafların daha doğrusu krallıkların hakkında bilmediği gerçekleri ve nasıl dünyamıza geldiklerini öğrendi Mac. Aydınlık taraftan V'lane, Mac ile benzer özellikleri taşıyan bir manastır dolusu kahin ve onların başındaki Rowenna daha fazla ön plandaydı. Yeni bilgilerin yanı sıra kafa karıştıran efsaneler, kehanetler, büyüler hakimdi. Onların ve bizim, iki dünya arasındaki duvarın yıkılmasıyla yaşanan sahne, sokakların, insanların ve insan olmayanların görünümleri çok güzel anlatılmış. Ne kadar hareketli olsa bir sürü cevap barındırsa da, bir o kadar da merakta bırakacak şekilde bitti. Serinin 4. kitabı 'Rüya Ateşi' ile devam ediyorum merakımı gidermeye. Keyifli okumalar herkese...
İntikam AteşiKaren Marie Moning · Epsilon Yayınları · 2012570 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 3. kitabı
Askerlik vazifemi ifa ederken okumaya başladığım 2., okuyup bitirdiğim 3. kitap olduğunu belirterek inceleme yazıma başlamak istiyorum. Eser ödüllü ve filme çevrilmiş bir yapıt olması ve yazarının büyük bir üne sahip olmasına rağmen bana pek hitap etmedi. Tarz olarak beni sarmaması nedeniyle okurken baya bir zorlandım diyebilirim. Hatta ve hatta bazı bölümlere sadece göz gezdirdim. Eser totalde yanlış hatırlamıyorsam 36 bölümden oluşuyor. Her bölüm birbiri ile ilişkili şekilde ilerliyor. Hatalar, yanlışlar, kararlar, sonuçlar, olaylar, olgular derken kendi içerisinde bir neden-sonuç ilişkisi ile beraber eserin genel olay örgüsü oluşturulmuş. Eserde karakterlerin zihinsel, bedensel, ruhsal yönleri; geçmiş yaşanmışlıkları ve ansal olaylar üzerinden detaylı betimlemeler ile biz değerli okuyuculara aktarılmaya çalışılmış. Psikolojik analizlerin bu kaa detaylı olabilmesi beni etkiledi diyebilirim. Bunun dışında eserde beni etkileyen ve hoşuma giden başka bir nüansta karakterlerin sadece olayları yaşamaması; olaylar ile ilgili "şunu yaparsam şöyle olur, bunu yaparsam böyle olur" gibi zihinsel düşüncelere de dalması. Eser ve hayatım ile ilgili bağdaştırma yapacak olursam şunları söyleyebilirim: Lamont'un çok çeşitli konulardaki (temizlik, düzen, hijyen) vs. takıntıları ile benim hayatımda yer alan "takıntılar" paralellik gösteriyor. Bu tarz bir yaşam tarzı ise hem karakterimize hem de bana zarar veriyor. Her şeyin detaylı planlanması yerinde, zamanında ve sırasıyla yapılması bence çok taa iyi bir şey değil. İnsanı yoruyor, yıpratıyor ve yaşlandırıyor. Bunun dışında Reene'den hiç hazzetmedim. Eserin girişinde anlatılan Yugoslavya'nın parçalanması ve ülke içerisinde yer alan farklı (ırk, din, mezhep, kültür) gibi grupların birbirine saldırması insanoğlu denilen mahlukatın ne
Adaletin Gizli MezarlığıTed Dekker · Martı Yayınları · 2013278 okunma
Usta’nın Vedası: Sen Diye Biri
10/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 08:38
“Yıllar yanımızdan geçip gitti. ‘…yanımızdan geçip gitti.’ Sen söylemiştin.” “Hepsi, hepsi ama hepsi, varı yoğu, hepsi… Hepsi -baştan- ayrılıktı. Şimdi bu dünyanın ayrılık olduğunu daha iyi biliyorsun. Ayrılığın alevleri sarıyor, kızıllığı, yangını. Hep yansın. Veda et. Yangındasın.” “Bizim gibiler için yaşam susup kalış, susup kalakalış. Susup kalakalış: Yarın da, öteki günler de, sonrakiler de hep sarı; güz yaprağı sarısı, en üzgün sarı.” *** Sen Diye Biri, Selim İleri’nin ölümünden sonra yayımlanan son kitabı. (Yazarı bir yıl önce 8 Ocak’ta kaybettik.) Kapağındaki Cüneyt Arkın fotoğrafı, kitabın -İleri’yi tanımayanlar için- bir biyografi olduğunu düşündürse de yazarın tabiriyle bir “sayıklamalar” kitabı Sen Diye Biri. 218 bölümden oluşan İleri tarzında notlar gibi de düşünülebilir. Notlar sırayla akmıyor: Yazar sık sık geriye dönüyor, sayıklayan birinin tavrına uygun olarak anlattıklarını yeniden yeniden anlatıyor. Bunlar elbette melankolisi üst düzeyde anlatılar. Yazar, baştan kaybettiğini biliyor. Baştan ayrıldığını, baştan yalnızlık yolunu seçtiğini, yarının yapayalnız olduğunu baştan seziyor. Hem gerçek yaşamı hem yazarlık yaşamı karaduygularla dolu. Yaşam perdesini kapatırken okurlarına bıraktığı son not bu: Sen Diye Biri Cüneyt Arkın’la 1971’de Günahsızlar filminin çekiminde tanışan İleri, ilerleyen yıllarda -Cüneyt Arkın henüz Malkoçoğlu olmamış, bireysel filmler çekmektedir- Ortalık gazetesinde hem Cüneyt Arkın’ı hem de onun genç yeğenini haksızca eleştiren bir yazı yazınca araları açılır. Uzun yıllar konuşmazlar. Arada çeşitli vesilelerle bir araya gelişler, cenaze törenleri vs. Ancak sabahlara kadar oturup içtikleri (Cüneyt Arkın bir dönem alkol tedavisi görmüştür.) geceler bitmiş, araya hayli uzun bir ayrılık girmiştir. Ta ki 2018’de Cüneyt Arkın’ın
Edebiyat
Sen Diye BiriSelim İleri · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511 okunma