Melinoe

Kitaplığımda içinde Erasmus geçen bir kitap olsa mı?
6/10
·167 syf.··
2026 6. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 15:08
Olsun çünkü Erasmus’a gideceğim kesinleştiğinde ya da döndüğümde birinin bana bu kitabı hediye etmesini yeterince bekledim ve kendime hediye ettim. Yine de kitapla ilgili ne düşünmem gerektiğini ne okurken ne de bitirdiğimde anlayabildim. Deneme türünde olan kitapta Erasmus, kitabı arkadaşı Thomas More’a ithaf etmiş. Kitap boyunca tahmin edemeyeceğim kadar edebi atıflar, mitolojik bilgiler, dönemin iğnelemeleri olmasını geçtim bazı yerlerde hiç zihnimde canlandıramayacağım bağlantılar vardı. Temel olarak (anladığım kadarıyla, çünkü daha lisans 4. sınıf öğrencisiyim ve bu türde okuduğum muhtemelen ilk kitabım ve bu benim alanım değil) kitapta bilgeliğin hayatın tadını almamızı engellediği, sık sık vurgulandığı üzere mor cübbeli filozofların bilgiç konuşmasının ve din adamlarının hiçbir şey anlamadıkları hâlde vahiylerle süslü vaazlar vermesinin insanları mutlu bir şekilde yaşamaktan alıkoyduğu anlatılıyor. Düşününce bilgi gerçekten de mutluluk getirmiyor, hatta 18. yüzyılda kazandırılan Thomas Gray’e ait “Cehalet mutluluktur.” sözü de bunun kanıtı. Kitabın 16. yy.da yazıldığını düşünürsek yüzyıllardır değişmeyen hatta günümüzde örneklerini gözümde canlandırabildiğim bir durum bu. Erasmus’un anlatımında o günün örnekleri verilmiş olsa da bunlar günümüzde hâlâ var ve sosyal medyada görüyoruz da. İnsanlar bir şey anlamıyor ama körü körüne din yayıcıların peşinde sürü hâlindeler. Belli yerlere gelmiş eğitimciler yalnızca kendi alanlarıyla ilgilenip insanlık için bir fayda sağlamıyorlar. Oysa deliler -ya da deli dediklerimiz- tüm bunların içinde cahillikleriyle mutluluk içinde. İlk aklıma gelen ne börtü böcek vardır da zararlıdır demeden kaygısızca toprakla çamurla oynamaları. Bugünle bağdaştırdığım yanlarının yanında eski dönemlere ait kitaplarda en hoşlanmadığım
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Can Yayınları · 202315,2bin okunma
Reklam
Ders Arasında Okumalık
Puan vermedi·278 syf.··
2026 3. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 13:18
Ya da derste okumalık. Yurt dışındaki kalın kapak baskılarını görüp çok beğenmiştim ama Türkiye’deki baskı kalitesi ve fiyatlardan sonra İngilizce ePub olarak okudum. Bu yüzden dil pratiği yapmak isteyen ama okurken eğlenmek isteyen varsa uygun bir kitap. Dream Harbor serisinin ilk kitabı, balkabaklı baharatlı kahve dükkanına yeni işveren Jeanie’nin gelip kasabaya yerleşmesiyle başlıyor. Kasabada bir de Logan diye bir çocuk var, trafikte gördüğüm eski model bir Dacia Logan gibi canlandı gözümde: kaba saba, geçmişte kalmış gibi. Çünkü sürekli “of Lucy yüzünden herkes bana acıyor, zaten ebeveynlerim de öldü ona acırlarken bir de tüm kasabanın önünde teklifim reddildi bütün dünyaya lanet olsun” kafasında. Kitap boyu ama daha çok sonlarda “acaba Jeanie’yi seviyor muyum yoksa kasabadan kaçar gider mi, ben onun için sadece bir geçiş noktası mıyım, hayatını keşfederken beni kullanıyor mu, AAAA eşyalarını yerleştirmemiş o zaman burayı satıp gidecek” kafasındaydı hatta. Kaç yaşında adam, evlenecek kadar büyümüş ama hâlâ gidip sormak yerine kafasında kuruyor. Diğer yandan Jeanie işle boğuşuyor, kendine yeni bir sosyal çevre ediniyor, eski plaza hayatından kaçıp Ege’de bir sahil kasabasında- pardon, New England’da bir kasabaya yerleşiyor. Güzel bir hayatı olacak, tuttu attachment issues sahibi Logan’la sevgili oldu. Bunların dışında diğer kötü yanları (bence) kitabın yüzeysel kalmasıydı. Neymiş Norman şüpheli davranıyormuş, acaba dükkana kasıtlı zarar veriyor olabilir miymiş; iyi de niye? Sırf dükkanı o kadar yıl çalıştıktan sonra satın almak için. Arada Aunt Dot’ı da sevmiş ama madem kadının emek ettiği dükkanı satın almak istiyorsun neden camını kırması için adam tuttun? Annie ve Hazel da iyi arkadaş gibi görünüyorlar da ama Jeanie’yle ne zaman konuşsalar Logan dışında
The Pumpkin Spice CaféLaurie Gilmore · One More Chapter · 20231,182 okunma
Gerçekçi bir mesaj
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 21:15
Kitapta, ucundan mitolojiyle ilgilenen birinin hiç değilse bir ara duyduğu bir tanrıça olan Hekate’ye dair arkeolojik bulgular, edebi eserler ve efsanelerin günümüze dek ifade ettikleri anlatılıyor. Yunan mitolojisine daha ilgili biri olarak özellikle Percy Jackson serisini bitirmemle 12 Olimposlu’dan olmayan tanrıçaları araştırıyordum, en ilgimi çekeni ismime de benzemesi nedeniyle Melinoe’ydi. Hekate Melinoe’den daha bilinir ve çok daha eskiye dayanan bir tanrıça tabii, Percy Jackson’da da büyücülerin anası olarak olumsuz bir pencereden görmüştük. Ancak kitabın daha ilk sayfalarından Hekate’nin gerçekte öyle olmadığını öğrendim. Hekate’nin kim olduğu, hangi sembollerle tasvir edildiği, aslında Anadolu’nun ana tanrıçasıyken Helen’lerin ataerkil toplum yapısıyla nasıl cadılaştırıldığı anlatılıyor. Gören gözler için günümüzde yalnız ve çocuksuz olan kadınlardaki hangi özelliklerin Hekate’yle bağdaştığı da gösteriliyor. Yunan mitolojisine dair pek de bilgisi olmayanlar da rahatlıkla okuyabilir çünkü yazar dipnotlar ve kısa bilgilerle gerekli noktaları gösteriyor. Ancak bazı noktalarda aynı söz 3 paragraf boyunca tekrar edilmiş, bu durum beni biraz rahatsız etti çünkü ilk cümlede de mesaj açıktı ve kitap boyu yer yer aynı şeyleri okuyor gibi hissettim. Türkçe, İngilizce, Almanca ve Antik Yunancadan kaynaklar kullanılması, heykel ve stel görsellerinin de eklenmesiyle Hekate’ye dair kapsamlı bir çalışma olmuş. Muğla Yatağan’da Hekate tapınağı olmasını ve şu an bile paganlar tarafından inanç merkezi olmasını okuduğumda çok şaşırdım. Hatta kitapta Lagina’da mum yakıldığından bile bahsediliyor paganların inancı gereği. Çok çok eski zamanlardan kalmış bir alanda bunun nasıl olduğunu anlamak için Google haritalardan Lagina Hekate Tapınağı’na bakarsanız bunun doğruluğunu,
Hekate: Bize Ne Mesaj Veriyor?Özlem Ertan · Destek Yayınları · 202380 okunma
Çağımın Serisi
Puan vermedi·672 syf.··
2025 3. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2025 00:00
Muhtemelen “Çağımızın Serisi” sözü kitabın çok satanlarda olmasıyla ilgili bir yerlerde yazıyordu ve kitabı okudukça ben de bu düşünceye yöneldim çünkü Harry Potter’a da Percy Jackson’a da geç kaldım ve fan art’lara bakınca anladım ki Empyrean serisi benim çağımın serisi. Oniks Fırtına’yı okuduktan ve önüme çıkan 4. kitap teorilerinden sonra geriye dönüp baktığımda önceki 2 kitaptan ana kısımlar dışında pek bir şey hatırlamadığımı fark ettim. Bunların ne olduğunu yazmayacağım ama seriyi başından tekrar okuma fikrine beni yönelten bu teorilerin çokluğu ve kanıtlarıyla beni ikna etmesi oldu. Ben de kendi teorilerimi üretmek için seriyi tekrar okumaya başladım. Kitabı ilk okuduğumda altını çizecek pek bir şey bulmamıştım çünkü evren karmaşıktı, sürekli yeni bir terim ve karakter giriyordu (sonra bir bakmışım karakter ölmüştü), kurguya alışırken okuduğum izlediğim başka kurgulara benzetmeye başladım ama çağımın serisi olduğu için de bekledim bir süre çünkü o kadar da benzer olsa bu popülerliğe ulaşmazdı sonuçta. İlk fark ettiğim Harry Potter benzerliği oldu: 4 farklı kanadı Hogwarts bölümlerine benzetmiştim ama bunu piyadeler, şifacılar, biniciler, aristokratlar ve sıradan halk olarak da ayırabiliriz; ilk dördü için Hufflepuff, Ravenclaw, Gryffindor ve Slytherin benzetmesi yapabilirim örneğin ama biniciler de kendi aralarında ayrıldığı (4 kanat - 4 Hogwarts evi) için pek uymuyor. HP’de her asa büyücüyü seçer durumu Harman’la benzeşiyor, her mühür gücünü de dahil edebiliriz. Violet’ın saçının rengi ve Harry’nin yara izi, dışarıda defedilmiş ama aslında edilememiş düşmanlar (Ölüm Yiyenler/Voldemort ve Veninler)…başka benzerlikler de gördüm ama şu an Demir Alev’in ortalarındayım ve pek de hatırlamıyorum, o yüzden geçeceğim. Beni seriye bağlayan fantastik dünyası, çaba
Dördüncü KanatRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20236,4bin okunma
Spoiler içerir
4/10
·338 syf.··
2025 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2025 00:00
Bizim Hatamız Bu seri filme uyarlanıp çok tutmasa ve Londra versiyonu çekilmemiş olsa çeşitli dillere çevrilmezdi, ben de “Acaba sonunda ne olacak?” diye saatlerimi bu kitabı okuyarak harcamazdım. Fakat oldu bir kere. Your Fault’un finalinde (İspanya versiyonunun filmini izledim, kitabı okumadım) bütün sırlar açığa çıkmış ve Noah bir başkasıyla, haftalarca psikolojik danışmanlığını yapan Michael’la birlikte olmuştu. Our Fault da bunu hatırlatarak başlıyor, Maddie’nin Nick’in öz kardeşi olduğu, Noah’ın Nick kendini bir başkasıyla birlikteymiş gibi göstermesi üzerine Michael’la birlikte oluşu ve Noah ne kadar pişman olsa da Nick’in pılını pırtısını toplayıp ülkenin öbür ucundaki New York’a (Noah Los Angeles’ta kalıyor) taşınıp Leister Anonim Ltd. Şti.’nin başına geçmesiyle başlıyor. Bu kitabın yazılma sebebi Noah’ın Nick’e ihanet etmiş olması. İyi de neden? Noah daha önceden de Nick’in böyle şeyler yaptığını görmüştü diye hatırlıyorum, Nick’in annesinin Noah’ı oyuna getirip Leister’leri magazinsel olarak dibe çekmek üzere olduğu sırlar fırtınasından bile bir şekilde küsüp barışarak tekrar sevgili olurlardı. Ne gerek vardı ki böyle bir duruma? Hadi diyelim Noah çok kızdı, bitti artık Nick benim için dedi, neden gidip başkasıyla olursun? 19 yaşında ve sürekli çok asi, kural tanımaz ve kendi ayakları üzerinde olduğu defalarca vurgulanan esas kız niye böyle bir aptallık yaptı? Your Fault’u okumadım (ve muhtemelen okumayacağım da), okuyanlar Michael’ın Noah’a “özel bir çay” yaptığı için Noah’ın o anlara dair hiçbir şey hatırlamadığını söylemiş. Kitabın başlarında Noah da hep hatırlamadığını söylüyor ancak ilerleyen bölümlerde bir başkasıyla o aşamaya geldiklerinde birden diyor ki “Sanki o geceye dönmüştüm, bana dokunan eller Michael’ın elleri gibiydi, hissetsem de durdurmak
Our FaultMercedes Ron · Bloom Books · 202441 okunma
Reklam