Muhammed Emin Çelik

Niye olmak istemediğim şeyi olmak için çabalıyorum?
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 06:20
Satıcının Ölümü Arthur Miller 'ın Pulitzer ödüllü tiyatro eseridir. Kitap bir gezgin satıcı olan Willy Loman ve ailesini anlatır. Özellikle sanayi devrimi sonrası Amerikada yükselen kapitalist sistemin, insanları kullanılıp atılan bir metaya çevirdiğini Charley karakterinin "Kimsenin ölüsü beş para etmez." sözlerinden anlıyoruz. " Düşünsene. Ömür boyu çalışıp, bir evin borcunu öde. Sonunda senin olsun, ama içinde oturacak kimse bulunmasın." Sözleri insanı bir çarkın dişlileri haline getirip ona hayaller sattıktan sonra geçen yılların ardından kendine ait sadece bir eve sahip olması belki de şu an günümüzde yaşadığımız sistemin özetidir. Kitabın sonunda Linda karakterinin mezara bakıp "Borcumuz ödendi." Sözleri bize bütün bu çabaların nereye kadar olduğunu yüzümüze çarpar. Özellikle Biff Loman karakteri babasının idealinin vücut bulmuş halidir. Babası sürekli bir hayal içinde görür onu olduğu gibi kabul etmez her zaman daha fazlasını yapabileceği inancıyla hayallerde yaşar. Bir zamanlar Biff'in idolü olan babası, şahit olduğu olaylar yüzünden babasının ideali hayalinde yıkılır ve belki de sırf onu mutlu etmemek için sürekli hırsızlığa bulaşıp, hayal kırıklığına dönüşür. Happy karakterinin Biff'e " Babamın yaşadıkları boşuna değildi, burada kalıp başarılı olacam." demesi bize sistemin kendisine sürekli yeni dişliler yarattığının bir göstergesi olur. Amerikan Rüyası illüzyonu ile sistemin herkese pompaladığı "Sen başarabilirsin!" sloganları ile nesilleri nasıl zehirlediğini görebiliyoruz. Willy karakterinin başarılı olmanın yolunun sevilmekten ve insanlara kendini beğendirmekten geçtiğini sürekli tekrar etmesi günümüz sosyal medyasına ve bizi buna mahkum eden sisteme bir gönderme aynı zamanda. Arthur Miller 'ın Loman soyadını kullanması elbette bir tesadüf değil. İngilizcede küçük adam
Satıcının ÖlümüArthur Miller · Mitos Boyut Yayınları · 2011957 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 00:00
Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi adlı romanı, yüzeysel güzelliğin ardında gizlenen ahlaki çöküşü çarpıcı bir biçimde ele alır. Eserin merkezinde yer alan Dorian Gray, dış görünüş olarak kusursuz bir güzelliğe sahip olsa da, ruhen giderek yozlaşan bir karakterdir. Wilde, bu ikilik üzerinden Viktorya dönemi toplumunun ahlak ve estetik anlayışını sorgular; dış görünüşün, karakterin gerçek doğasını maskeleyen bir perdeye dönüşebileceğini gösterir. Romanın en dikkat çekici figürlerinden biri olan Lord Henry Wotton, Dorian’ın dönüşümünde kilit rol oynar. Lord Henry, hedonist bir felsefeyle, güzelliği ve zevki yaşamın tek anlamı olarak yüceltir. Ona göre ahlak, toplumsal bir kısıtlamadan ibarettir; dolayısıyla birey arzularını bastırmadan yaşamalıdır. Bu yaklaşım, Dorian’ın vicdanını susturur ve onu giderek estetik hazların kölesi hâline getirir. Dorian, ruhunun çürümesini aynada değil, sadece portresinde görür; dış görünüşü ise her zaman genç ve masum kalır. Bu durum, Wilde’ın insan doğasındaki ikiyüzlülüğü simgesel bir biçimde açığa çıkarır. Akademik çalışmalarda da sıkça görüldüğü üzere, fiziksel olarak çekici bireyler toplum nezdinde suçlu olsalar dahi çoğu zaman masumiyetle ilişkilendirilirler. Bu durum Dorian Gray’in Portresi romanında açık biçimde ortaya konmuştur. Eserde Lord Henry’nin, Dorian’a ne yaparsa yapsın mükemmel olduğunu söylemesi bu olgunun güçlü bir örneğini oluşturur. Dorian’ın fiziksel güzelliği, çevresindekiler tarafından onun ahlaki yozlaşmasını fark edilmez hâle getirir; güzelliği, onun işlediği suçların ve ahlaki çöküşünün üzerini adeta örter. Bu bağlamda Wilde, toplumun estetik görünümü ahlaki değerlerin önüne koyma eğilimini eleştirir. Günümüzde de benzer bir durum gözlemlenmektedir. Özellikle genç nesillerin, idol olarak gördükleri
Roman-Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,3bin okunma
İrade yani "ravada" kibarca tekrar tekrar istemek
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
"Çok sayıda insanı etkileyen neredeyse her önemli kişisel ve sosyal sorun, irade ile ilgilidir." Öncelikle Mehmet Dinç hoca'yı Kemal Sayar ve Saadettin Ökten'in Gönül Sadası programında tanımıştım. Orada mütevazi kişiliğinden olsa gerek pek konuşmadan daha çok dinleme konumunda bir kişi olarak gözükse de çok derin biri olduğu az ve öz konuşmalarından belli oluyordu. İradeyi Eğitmek modern insanın en temel sorunlarından biri. Her birimizin odaklanma ve hayalini kurduğumuz hayatı yaşayamamak var. Etrafımız uyaranlarla dolu olduğu için amacımız doğrultusunda harekete geçtiğimizde bile yarıda kesilip, anlık zevklere müracaat ediyoruz. Bu kitapta Mehmet Dinç iradeyi eğitmek için alışkanlıkları bir rutin haline getirmemizi söylüyor ve bize genel çerçevede bir reçete sunuyor. Modern kişisel gelişim kitaplarının aksine inşa ettiğimiz alışkanlıkların değer odaklı olması gerektiğini ve hayalini kurduğumuz yaşam amacına hizmet edecek şekilde günlük rutinlerimizi kurmamız gerektiğini söylüyor. Özellikle irade eğitimi sürecinde ulaşmak istediğimiz hayat standartlarını yaşayan kişilerle arkadaşlık kurmamız, bu süreci n sonuçlarını bizatihi görmemize vesile olacağını betimliyor. Bir diğer önemli konu da alışkanlık inşa etme sürecinde bunun içsel bir anlam ifade etmesi gerektiği konusu. Bir alışkanlık içten bir motivasyonla anlam ifade ediyorsa oluşturulan bu rutinin çeşitli engellere rağmen sürdürülebilir ve sağlam bir halka oluşturmasıdır. Özellikle bu noktalarda zorluk yaşayan herkes için kitabı tavsiye ederim.
Psikoloji
İradeyi EğitmekMehmet Dinç · Muhit Kitap · 2024190 okunma
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
"İki insanın yüksek bir ideal için bir araya geldiği bir dostluğu hayal etmiştim hep. İşte şimdi onu buldum! Senle ben tam da bu şekilde bir araya geldik. Birbirimizin kendini aşma yolculuğuna eşlik ettik. Ben senin dostunum. Sen de benim. Biz dostuz. Biz... dostuz." dedi Nietzche Breuer'e. Evet gerçekten de bir dostluğun başlayıp yeşerme hikayesi okuduğumuz. Roman 1882 yılında Viyana'da geçiyor, karakterler ne kadar gerçek olsa da olaylar tamamen kurguya dayalı. Hayatın günlük rutininin içinde sıkışıp kalmış ve özel hayatında sıkıntılar yaşayan Dr. Breuer ile sürekli migren atakları yaşayan ve intihar eğilimli olan Nietzche'nin konuşmaları üzerinden ilerleyen kitap konuşma terapisinin bu iki önemli şahsiyetin hayatlarını ne kadar değiştirdiğini göstermek için kurgulanmış. Kitabın yan karakterleri de aynı şekilde tarihteki önemli şahsiyetlerden alınmış Sigmund Freud ve Lou Salome gibi. Yazarın dili oldukça akıcı ve dili yormuyor. Özellikle psikolojiye ilgi duyanların kitabı büyük bir istekle okuyacağını düşünüyorum.
Psikoloji
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2025 20:43
Acılı başlayan bir hayatın içinden yeşeren çiçek Ali Filiz. Kitap yazarın eğitimde yaşadığı zorlukları ve içinde bulunduğu koşullardan aynı şekilde etkilenen birkaç farklı kişinin hikayesini anlatıyor. Fakat bunlar sadece birer hikaye değil, hepsi gerçek. Yazarın eğitim yolculuğunu anlatırken bir yandan da zorluklar yaşamış ve onların hayatlarına etki etmiş öğretmenleri de anmayı unutmuyor. Samimi, akıcı ve bir o kadar gerçek. Herkese tavsiye ediyorum.
1000Kitap
Beni Hatırladın mı?Ali Filiz · Kuytu Yayınları · 20244 okunma