İnsan bu âleme gözlerini açtığında, renklerin ve şekillerin cezbedici gölgesine takılır kalır. Oysa kâinat, sırlarla dolu devasa bir kabuktur; asıl olan, o kabuğun içindeki öze, yani faninin ardındaki Baki'ye ulaşmaktır.
Varlık perdesini aralayıp manaya ermek, baş gözüyle değil, ancak kalp gözüyle bakmakla mümkündür. Denizin üzerindeki köpüklere dalıp giden, ummanın muazzam derinliğinden mahrum kalır.
Şunu hiçbir zaman unutma: Kabuğa takılan inciye asla ulaşamaz. Zira surete aldanan hakikati ıskalar.
Ölünce gidecekleri cenneti tasavvur ederek eskisi kadar
mutlu olmuyorlar. Ama aynı şekilde inanmayı da sürdürüyorlar. Zira yepyeni bir şeylerin peşinden koşmaya yeltenemeyecek kadar tembeller.