Belê, ew jî çar dengan hezdike; dengê dil, jin, musik û avê. Lê ka dengê dil? Ew li kû ye? Ew dizane; dil bi bîhna welêt û merivên welêt û bi tahma xweşiyên welêt hildavê. Ka ew bîhn û tahm?
ma şev, bi tenê, ji bo xew û xewnan in?Ma Çirûsk û pêt ên jînê jî jê re navên? Mêrê dilpak... evîn û hezkirin divê di bin siya şevên dirêj de weke devî û dar bibişkivin
Nice zaman dünyada olmayacağız ama dünya olacak,
Bizden ne bir isim ne de bir iz kalacak o vakit;
Nasıl ki yokluğumuzdan önce bir boşluk yoktu,
Yokluğumuzdan sonra da yine aynı olacak.
Ömer hayyam/ Rubailer
Kararlı olarak ötekine gitmek için başınız dik ve kollarınız açık olmalıdır, ancak başınız dikse kollarınız açık olabilir. Attığınız her adımda kendi insanlarınıza ihanet ve kendinizi inkar ettiğiniz hissine kapılırsanız, ötekine doğru ilerleyişiniz aksar; dilini incelediğim benimkine saygı göstermezse, onun dilini konuşmak bir açılma jesti olmaktan çıkar, bir bağlılık ve boyun eğme eylemine dönüşür.
Dilinizin küçümsendiğini, dininizle alay edildiğini, kültürünüzün aşağılandığını hissederseniz, farklılığınızın işaretlerini abartılı bir gösterişle sergileyerek tepki verirsiniz; tersine, size saygı duyulduğunu hissettiğinizde, yaşamayı seçtiğiniz ülkede bir yeriniz olduğunu hissettiğinizde daha farklı davranırsınız.