“Eğer dünyada kötülük varsa, bunu sadece kötü insanlar yapmıyor.”
Sefih bir babanın ölümüyle birlikte üç çocuğunun yaşadıklarını,ruhlarını ve inançlarını irdeleyerek anlatan okuması zor ama insanın zihninine adım adım labirent çözdüren harika bir roman olan Karamazov Kardeşler’le ilgili aşağıdaki notlara göz atalım.
Dostoyevski bu romanı “son sözü” olarak yazdı ama bitiremediği bir devam planı vardı. Çoğu okur romanın kapalı bir bütün olduğunu düşünür; oysa Dostoyevski, Alyoşa Karamazov’u merkeze alan ikinci bir cilt tasarlamıştı. Bu devam kitabında Alyoşa’nın daha karanlık bir yola sapması, hatta bir noktada suça bulaşması planlanıyordu. Yani Alyoşa’nın “saf iyilik” hâli, aslında uzun bir ahlaki sınavın yalnızca başlangıcıydı.
Bir başka ilginç detay da şudur:
Romandaki Dmitri’nin yargılanma süreci, Dostoyevski’nin Sibirya sürgününde bizzat tanık olduğu gerçek mahkeme duruşmalarından esinlenmiştir. Bu yüzden mahkeme sahneleri edebi olmaktan çok belgesel kadar gerçekçi hissedilir.Romandaki karakterlerin çarpıcı karakter analizlerine bakalım:
Alyoşa genelde saf, pasif, hatta biraz zayıf görülür. Oysa Dostoyevski’nin gözünde Alyoşa en büyük potansiyele sahip karakterdir.Bu yüzden de en tehlikelisidir.Neden?Çünkü Alyoşa hiçbir fikir dayatmaz.İvan fikirleriyle, Dmitri tutkularıyla insanları iter; Alyoşa ise dinler. Bu, Dostoyevski’ye göre en güçlü etki biçimidir.İnsanların en savunmasız anlarında yanlarındadır.İnsanlar sorgusuzca kalplerini ona açarlar.
Yazarın planladığı (ama yazılamayan) devam romanda Alyoşa’nın, devrimci gençlik hareketlerine karizmatik bir lider olarak sürükleneceği düşünülür. Yani pasiflik, aslında bekleyen bir güçtür.Dostoyevski için Alyoşa:
“İnancı olan ama kör olmayan insan” tipidir.
Dmitri, dengesiz,şehvet düşkünü,sürekli bağıran, taşan biri gibi