Peki, bu toplum hangi toplum?
Menfaatleri doğrultusunda hareket eden toplum. Ve toplumdaki herkesin menfaatleri vardır. Toplumdaki herkesin menfaatleri olduğuna göre sözüm herkes içindir. Çünkü herkes bir amaç doğrultusunda hareket eder. Eğer herkes amaç doğrultusunda hareket ediyorsa, bu amaca giden yolda menfaat de bir nebze de olsa olmak zorundadır. İnsanlığın var olmasından bu yana tek bir kişi bile, "Ben sıfır menfaatle bir yerlere geldim." demez. Örnek: Belirli bir dalda eğitim alırsın. Paraya ihtiyacın yoksa, senin menfaatin o eğitim sonunda eğitimi yalnızca eğitim için alıp daha donanımlı biri olma menfaatdir. ya da eğitimi meslek sahibi olmak için alıp bu meslekle para kazanma menfaatidir. Burada sana eğitimi veren kişinin de geçimini sağlamak amacı doğrultusunda menfaati paradır. Para menfaati olmazsa geçimini sağlayamaz ve hayatta kalması zorlaşır. Çark böyle dönüyor..
Alıntı

Mehmet Çağımnı

@Mehmetcagimni
·
“Topluma göre iyi bir insan mısınız? Öyleyseniz tebrikler toplum için kullanışlı bir oyuncaksınız. Topluma göre kötü bir insan mısınız? Onu da takdir ederim; dürüsttür, daha az yalan vardır.” (Mehmet Çağımnı)
Alıntı
Sevgi dediğin o muazzam cevheri, kime ve neye harcadığına iyi bak. Çünkü insan, sevdiği kişinin boyasıyla boyanır; kimin peşinden giderse, menzili de onun vardığı yer olur. ​Bir insanı Allah için sevmek, bu yeryüzünde tadılabilecek en yüce, en berrak ve en asil duygudur. Bu sevgi; içinde menfaat barındırmayan, dünyalık çıkarların kirletemediği, kaynağını bizzat Yaradan’ın kendisinden alan mukaddes bir bağdır. Birini sırf O’nun rızası için, O’nun bir tecellisi olduğu için sevmek; ruhu hafifletir, kalbe bir melek kanadının dokunuşu gibi huzur verir. Bu, sevgilerin en güzelidir; çünkü fani olanı baki kılmanın yegane yoludur. ​Ancak ey gönül, sevmek sadece bir rüzgara kapılmak, her gördüğü güzele ram olmak değildir. Sevginin bir vakarı, bir imanı, bir duruşu olmalıdır. G.Taşdemir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Azgın Nefsin Şerrinden Korunmak
“Nefsin şerrinden korunmak”, İslâm ahlâkının tam merkezinde yer alan en hayati ve en önemli meselelerden biridir. İnsan hayatındaki en büyük mücadelelerden biri, dış düşmanlarla değil; insanın kendi içindeki nefisle verdiği mücadeledir. Çünkü nefis, kontrol edilmediğinde insanı günaha, kibire, azgınlığa, hevâ ve arzuların peşinden körü körüne gitmeye sürükleyebilir. Terbiye edilmediğinde insanı adım adım helâke götüren bu güç, terbiye ve tezkiye edildiğinde ise insanın manevî yükselişine, olgunlaşmasına ve hakiki kurtuluşuna en büyük vesile olur. Bu konuda hem Kur’ân-ı Kerîm’de hem Hadis-i Şerifler’de, ayrıca sahâbe ve tasavvuf büyüklerinin sözlerinde bizlere bırakılmış çok zengin, köklü bir miras vardır. 1. İlahi Kelâmda Nefis Terbiyesi Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de nefis terbiyesinin ve tezkiyesinin (arınmanın) gerekliliğini ve önemini açıkça ortaya koyarak şöyle bildirir: “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kirleten ise ziyana uğramıştır.” (Şems, 9-10) Başka bir Ayet-i Kerime’de ise nefsin insanı her an kötülüğe ve harama sürükleyebilecek potansiyeli şöyle ifade edilir: “Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği hariç, kötülüğü emreder.” (Yusuf, 53) Rabbimiz, nefsani arzuları frenlemenin ebedi mükafatını ise şu müjdeyle beyan buyurur: “Rabbinden korkan ve nefsini hevâdan alıkoyan kimsenin varacağı yer Cennet’tir.” (Nâziât, 40-41) 2. Sünnet-i Seniyye’de Nefis Mücadelesi İki Cihan Güneşi, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Sallallâhü Aleyhi ve Sellem buyurmuştur: “Gerçek mücahit, Allah Teâlâ’ya itaat yolunda nefsiyle cihad edendir.” (Sünen-i Tirmizî) Manevi uyanıklığın ve akıllılığın ölçüsünü bildiren bir diğer hadis-i şerifte şöyle buyurulur: “Akıllı kişi nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışandır.” (Sünen-i
Hayat ve İnsan
Zannederiz ki hayatımızda olan insanlar, sevdiklerimiz bizi biz olduğumuz için seviyorlar. O masada oturanlar hiç kalkmayacak sanırız sonra bi bakmışız dostluklar menfaat, sevgiler çıkar uğrunaymış. Bu durumu kabullenmemiz epey zaman alır. Çünkü öyle olmak nedir bilmeyiz, düşünmeyiz bile çünkü hep gerçek olmayı kabullendik, kötü niyet bilmedik. O yüzden sesimiz kırgın, ruhumuz dargın.
Sevemedim bir türlü bu dünyada yaşamayı. Birbirlerine menfaat üzere gülüp, sonra arkadan kuyu kazan insanların arasında yaşamaya alışamadım. Göze girmek için yalakalık yapmak gerektiğini bir türlü kabullenemedim. Sevginin, aşkın bu kadar basitleştirilmesini çözemedim. Sevemedim bir türlü bu dünyada yaşamayı. Ben bu asrın değil, bu dünyanın dengi değilim...
Duygu ve Düşünce
Bazı arkadaşlıklar menfaat üzerine kurulu