“Fark ettim ki, Ayşe’nin konuşmasını aslında dinlemiyordum. Onun konuşmasını resmen seyrediyordum çünkü. Dudaklarının heceleri kovalarken girdiği şekilleri, gözlerini kısıp sonra yeniden açmasını, itiraz ederken alnında beliren kırışıkları…
Parmaklarım titremesin diye dua ederek uzandım, biradan bir yudum daha aldım. Orhan bir an önce gelse ne iyi olurdu!”
“Orhan gitti.”
“Ne demek gitti?”
“İşte…”
“Bir şey demedi mi giderken?”
“Özür diledi… Sürekli özür diledi durdu.”
“Ne zaman dönecekmiş?”
“Bilmem, dönse de almam içeri.”