Cehalet mutluluk mudur? Okuya okuya gözü açılan ve etrafı artık eskisi gibi göremeyen Martin ne eski sınıfına ne de yeni dahil olduğu sınıfa ait hissedemeyen arafta kalan, zamanla yaşam sevincini kaybeden muazzam bir karakter. Bireyciliğin insanı eninde sonunda getirdiği noktayı Jack London çok güzel göstermiş. Bir yazar doğarken bir insanın çöküşünün hikayesi.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
İlk 2-3 öykü birbiriyle bağlantılı olunca her yeni öyküye başlarken nereden ne çıkacak diye bir beklenti oluşuyor, bağlantı çıkmayınca da kitaptan kopmaya yol açıyor. Aslında sürükleyici öykülerdi. Gün içinde yarımşar saat ara vererek okuyunca daha verimli oldu. Edebi olarak beğendim. Sokak jargonu yerli yerinde kullanılmıştı. Bir eleştirim şu olacak; bazı öykülerde aleni mantık hataları vardı. Yazarın dile hakimiyeti güzeldi ancak kurguya biraz daha eğilmeli. Yeni kitaplarını merakla bekliyorum.
Zweig kadın ruhunun derinliklerini kitabına oya gibi işlemiş. 13 yaşından genç bir kadın olana dek geçen süreci muazzam betimlemeler ve psikolojik çözümlemelerle anlatmış. Her satırda yazarın edebi gücüne, naifliğine, ince ruhuna şapka çıkartılır.
Bir solukta okunabilecek kadar sürükleyici ancak kısa diye hızlıca bitirmeye çalışmamak lazım. Sindire sindire okunması gereken, psikolojik tahlilleri muhteşem bir kitaptı.
Psikolojik işkencenin fiziksel işkenceden daha tesirli olduğunun da altını çizelim.
İnsanoğlunun en ilkel dürtüsü olan hayatta kalma üzerine sürükleyici bir roman. Aynı zamanda insanlıktan çıkmanın da kitabı. Pandemi döneminde daha fazla etki bırakıyor.