Leyla Yolalan
Puan vermedi·279 syf.··
2026 6. kitabı
Yılmaz Şener, elinde kamerası ile Deng (daha sonra Denglilerin tüm mücadelesine rağmen adı Denk olarak değiştirilecektir) sokaklarında gezinir. Biz de bu sayede tüm Denglilerle tanışırız.Yazar, aynı “an”ı farklı karakterlerin gözünden yansıtarak çok akıcı bir anlatı atmosferi yaratıyor. Kimsenin hatırlamadığı tek bir günde geçen, geri dönüşlerle dallandırılan, zenginleştirilen olayları anlatıyor. Romanda, sayabildiğim kadarıyla, yaklaşık 140 karakter var. Bu yönüyle “Deng”, Ayfer Tunç’un “Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi”romanını hatırlattı bana. Bu 140 karakterin içinde en önemli yere sahip olan “karakter” ise aslında Deng’dir. Çünkü karakterler ardı ardına verilirken başrolde hep Deng vardır. Peki kimler var Deng’de? Yaralı insanlar, eksik kalmış hayatlar… Ölmeden cenazesinde taziyeleri kabul eden Garip; beş yıllık hücre cezasından sonra suçsuz olduğu ortaya çıkan İnan; Filiz’in mektubunu Aydın’a vermediği için Filiz’in hayatını tümden değiştiren Adar; cinsel tercihleri yüzünden ötekileştirilen Bayram ve Arin; Şahmaran hikâyesini anlatan Azad ve Yusuf; ailesi katledilen ve Deng’e gelerek kimliklerini gizleyen Cebrail, İbrahim ve Yusuf kardeşler; düğüne gitmek için hazırlanırken yüzlerce bıçak darbesiyle öldürülen Natel ve Silva; Deng’e atanan Çorlulu öğretmen Senem; dengbej Merdo; Zede’yi gören tek Dengli Pembe Nine, manileriyle İshak abi…Ve daha niceleri…Deng, toplumsal hafızayı sloganlaştırmadan canlandıran; acıyı ajite etmeden anlatan; cümlelerinin yükü ağır, dili sade ama yaralayıcı bir roman. Deng; hatırlatan, yüzleştiren, susulan yerleri görünür kılan bir roman.Yılmaz Şener, büyük anlatılar kurmak yerine küçük hayatların kırılma anlarına odaklanır; çünkü asıl hafıza, buralarda saklıdır. Deng’de anlatılan acı bağırmaz, fısıldar ve okurun
Roman
DengYılmaz Şener · İletişim Yayınları · 202425 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2021 52. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2021 00:45
İso( İsmail), anne ve babasıyla köyde yaşayan bir çocuk. Uzun süredir köylerinde öğretmen yok. O da bu sürede ailesine tarlada yardım ediyor. Birgün kasabada dolaşırken köylerine öğretmen geldiğini ve okulların açılacağını duyar. Çok mutlu olur çünkü o, okulu ve okumayı çok seviyor. Okullar açılır, Mustafa Öğretmenleri yeşil bir karavanda yaşadığı için okula da onunla gelir. Bu çocuklar için ilginç gelir. Çocuklardan Bilo, Haso ve Merdo öğretmenlerinin paçalarının çamur olmasını, okulun köpeği Reçel’ in her gün karavanı koklaması üzerine varsayımlar üretirler. Bunlardan biri de öğretmenlerinin köyün yakınındaki yerden tarihi eser kaçakçılığı yaptığıdır. Buna inanmayan Zeynep ve İso, gizlice öğretmenlerini takip eder. Gizlenelim derken çukura düşerler ve öğretmenleri onları görür. İşin aslını öylece öğrenirler. Meğer öğretmeleri başıboş hayvanları besliyormuş. Ertesi gün okulda gerçeği tüm öğrenciler öğrenir. Hatta karar alıp sonraki gün sokak hayvanlarını birlikte besleyeceklerdir. İso, tüm bunları bahçelerinde ağaç Salkım’ a ve günlüğüne de anlatır.
Gizemli ÖğretmenMehmet Özcan · Timaş İlk Genç · 2021224 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yürü Git İşine Be Kardeşim Ooof "İNSAN" sevmez mi?
Puan vermedi·240 syf.··
2021 425. kitabı
Bana dokunmayan " komünist " bin yaşasın . :) . kavgaları kavga gibi çizmem ben çizersem türkü türkü yazmışlar benim için kocaman kitaplara             dışı yeşil yeşil de             içi kırmızı . yaşamanın ürpertici güzelliğini ölümün çirkinliğini koydum belki şiirlerime haksızlığın iğrençliğini haksızlığa direnmenin yüceliğini koydum belki şiirlerime . Kitabı okurkenki aklımdan geçen şeyler tıpkısının aynısı olarak, Saian Feleğin Çemberine Kırk Kurşun'u dinlerken geçenlerdi. Özellikle 144 . sayfadan sonraki kısımlar. *"ben sana kardeş diyorum sen hep hitlerini kullanıyorsun..." (s.144) Çok beğendiğim bir yazar ve şair öncelikle bunu söylemeliyim. İnsanda özgün bir tad bırakıyor. Hasan Hüseyin,  bu eserinde de yine şiirlerinde farklı farklı konulara değinmiş. İlk önce yazlık yerlere, ormanlık alanlara köşk, saray yaptıranları eleştiriyor, halktan bihaber Ankara'da elini siyasete vermiş sırtını zenginliğe dayamış godamanlara hiciv yapıyor. Daha sonrasında yine değişmeyen yaramız, dağlarda sivil ölümü, hatta bunların çoğu 14,15 yaşlarında. Türk - Kürt savaşı, kavgası.. Zaten buradaki oğlak esprisi de oradan geliyor, "dağ keçisi " tasviri yine aynı şekilde. Artık savaşa dur diyor şairimiz. Kore'de Yemen'de yakınlarını, kocalarını kaybetmişlerin isyanı çığlığı oluyor. Fakirlik yine konu şiirlerinde. Kelimelerini çok güzel seçmiş. Şahsen Özdemir Asaf ve Cemal Süreya 'dan daha başarılı buldum. Onlar beni biraz daha sıkmıştı. Daha sonrasında karısına şiir yazıyor. Açık söyleyim solcu şairler sapık. . karımsın dölümü paylaşan tarlamsın benim . Bakara Suresi'ne çemkirenler şu şiiri okurken aa ne güzel yazmış diyorsa ayrımcıdır. Komünistin sapığı olmaz mı? Sadece islamcının mı olur? Yani şu zihniyet değişmedikçe edebiyat yürümez. Neyse devam ediyorum. Daha sonrasında
OğlakHasan Hüseyin Korkmazgil · Bilgi Yayınevi · 1993308 okunma