Tanrı doğayı yaratıp yeri göğü var ettiğinde, buna karşı şeytan da insanı sahiplenmiş, onu bilgi ağacının meyvesi ile beslemişti. Bilgi edinen insan, diğer canlıların yapamadığını yaptı, varoluşunu bildi. Bildikçe varlığına hayran oldu. Kendisinden başka kimseyi sevmedi, Tanrı’yı bile. Tanrı’ya bağlılığı, ölümden sonraki yaşamı istemesindendi. Ölçü, kendi varlığıydı. Doğayı ezdi, canlıları öldürdü. Zamanı geldiğinde Tanrı’yı da öldürecekti. Dünyada kötülük bu yüzden çoğunluktaydı.
Yaşardık, her zamanki gibi, aldırmadan. Aldırmamak cehaletle aynı şey değildir, üstünde çalışman gerekir.
Hiçbir şey bir anda değişmez: Derece derece ısınan bir küvette farkına varmadan haşlanarak ölürsünüz.
Zaten yaşamımız boyunca en büyük zaaflarımız, en nefret ettiğimiz insanlar tarafından açığa çıkar. Keza yaptığımız en büyük kötülüklere onlar sebep olur.