Bu kitap Zweig'in tamamlayamadığı tek kitabı ve gerçekten kitabın sonunda Clarissa'nın hayatı ve benim de ümitlerim yarım kaldı diyebilirim.Okurken başta Clarissa olmak üzere her karakterde kendimden bir şeyler buldum ve duyguları çok derinden hissedebildim.
Kitabımız Clarissa'nın sevgiyi tadamadığı dönemden ilk tattığı ana , korkaklığından cesurluğuna ve dürüstlüğünden yalan söylemeye mecbur kaldığı ana kadar yaşadıklarını anlatıyor. Ben okurken Clarissa'yı hep çaresiz yardıma ihtiyacı olan bir kadın gibi görüp o kıyamamazlıkla okudum her şeyi bu yüzden ona hiç kızamadım.Sizin de benzer düşünceleri paylaşacağınızı düşünüyorum.
Son sayfasına kadar çok güzel akan ve duyguları yoğun hissedeceğiniz bir kitap olacak , okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Kitaptan bir alıntıyı da bırakmak isterim ; "...en içten hisler karşısındaki anlatılmadıktan sonra ne değer taşır ki?".
Merhabalar,
Eğer klasik okumak istiyorum ama çok yorulmayayım bir çırpıda bitsin diyorsanız kesinlikle Altıncı Koğuş'u okumanızı tavsiye ederim.
Kitapta öne çıkan iki zıt karakterimiz var ; İvan Dmitriç ve Doktor Andrey Yefimıç. Kitap , karakterlerimiz arasında geçen sohbete -felsefi çatışma da diyebiliriz- odaklanıyor. Eser , olayların geçmiş olduğu akıl hastanesi üzerinden toplum eleştirisi yapıyor aslında ; her cümlesini tekrar tekrar düşünebilirsiniz ve toplumsal çıkarımda bulunabilirsiniz. Özellikle adaletsizlik , hiyerarşi ve acımasızlığa dem vuruyor diyebilirim.
Kitabımız çok kısa ama etkisi uzun sürecektir bu yüzden okumanızı şiddetle öneririm .
En sevdiğim alıntıyı da eklemek isterim ; "Hayatınız muazzam bir şafak tarafından aydınlatılacak olsa da eninde sonunda sizi de bir tabutun içine çivileyip çukurun içine atacaklar."
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
Selamlar
Bugün Cengiz Aytmatov ile beni tanıştıran eseri , Beyaz Gemi'yi , yorumlamak için geldim. Kitap o kadar narin akıyor ki elinize almanızla bitirmeniz bir olacaktır eminim.
Küçük bedeni ama kocaman hayalleri olan çocuğun hikâyesi..
Kitapta öne çıkan iki karakterimiz var diyebilirim ; küçük çocuk ve Mümin Dede. Küçük çocuğu anne ve babası terk etmiş dedesinin ve üvey ninesinin yanında kalıyor. Yaşadıkları yerde toplam üç aile var kendileri , Bekey teyzesi ve eşi Orozkul , Seydahmet eşi ve küçük kızları. Hayatı bu kadar küçük bir alanda geçiyor ve ona bildiği her şeyi dedesi öğretiyor.
Küçük çocuk ve Mümin Dede bu kitapta iyiliğin ve saflığın temsili aslında. O kadar masumlar ki okurken kendimi onlara üzülürken buldum sürekli. Yaşananları içselleştirdikçe kitabı daha da çok sevdim diyebilirim.
Mutlaka okumanızı tavsiye ederim , içimizde kalan saf duyguları hatırlayabilmek için..
Kitaptan güzel bir alıntıyı da eklemek isterim: "Şüphesiz kalbinin bir köşesinde, kendine özgü , açığa vuramadığı bir derdi vardı.Bir özlemi , onu çok duygulandıran , iç acısı veren bir şey vardı."