Cinsel yaşamın gerçek istekleri karşında aşırı sevgiye ihtiyaç gösteren kızlar aynı oranda korkuya kapılır. Bir taraftan aseksüel ideal bir sevgi arayışına girerken, öbür yandan kendini suçlama olmaksızın libidolarını aşırı sevgi altında gizlerler ve bu şekilde çocukluk döneminde anneye, babaya, kardeşe duyulan çocuksu sevgiyi devam ettirmeyle de gerçekleştirirler.
Bir kahve yapar ve kitap okuyayım dersin. İlk sayfa yazar şöyle başlar ;
"sanıldığı gibi, insanı yıkan çektiği acılar değildir. İnsan, çektiklerini paylaşmadığı için, kendi acısıyla söyleşmeye başladığında yıkılır."
altını çizersin.
Tehlike yaklaşırken insanın içinde aynı derecede güçlü iki ses duyulur: Birincisi çok mantıklı bir sestir, insana tehlikenin cinsini ve özelliklerini incelemesini ve ondan kaçmanın çarelerini bulmasını öğütler. İkinci ses ise sanki daha da mantıklıdır: Yaklaşan tehlikeyi düşünmek yalnızca mutsuzluk ve acı vereceğine ve zaten insanın olacakları tahmin edip olayların genel gidişatını değiştirmeyeceğine göre, en iyisi, insanın başına gelene kadar korkunç olaylara gözlerini kapamak ve tatlı şeyler düşünmektir, der bu ikinci ses."