"İlle de istiyorsanız..." dedi kont, bekleyişin arzuyu kamçıladığını bilen bir adamın ağırdan alır havalarıyla.
XIX. Yüzyıl Ehlikeyfi denilebilecek bu adamın her an hazır yedi metresi olduğunu bildiğimi neden söylemeyeyim? Onlara şiirsel bir ifadeyle "lirimin yedi teli" adını takmıştı, tabii ben, insanın kendi ahlaksızlığından bu şekilde müzikal ve hoppaca söz etmesini hiç de doğru bulmuyorum! Ama ne yaparsınız?
Hafızalarını bu kadar zayıflatan şey utanç mı yoksa sadece korku mu?
"Sınırsız merhameti olan bir tanrı ne işe yarar beyim? Putperest olduğum için beni aşağılıyorsunuz, oysa benim atalarımın tanrıları tutumlarını açıkça belirtirler ve yasalarını çiğnediğimizde bizi sertçe cezalandırılır. Sizin merhametli Hiristyan tanrınız insanların ihtiyaçlarını, toprak ve kana düşkünlüklerini tatmin etmelerine izin veriyor; çünkü insanlar birkaç duayla azıcık kefaretin bağışlanma ve kutsanma getireceğini biliyorlar."
Partiden çıkarılalı beri kendine olan güvenini yitirmiş, herkese karşı bir suçluluk duyar olmuştu. Bu denli çekingen bir insan olacağı aklına bile gelmezdi. Kimse ona yan bakmadığı halde o insanlardan kaçıyor, kimseyle görüşmek istemiyor, başkalarının yanında hiç konuşmuyordu.
-Yaşam belki de yarı yarıya düşle dolu olduğu için böylesine güzeldi. Düşlerimiz, hepsi gerçekleşmediği sürece de değerini koruyordu .