"Biz sırtında çantalarla yaşayanlarız. İçi bizi acıtan insanlarla, kıran bilgeliklerle ve mahveden tecrübelerle dolu sırt çantalarımız hep sırtımızda. Bazılarımızın yükü daha ağır, bazılarımızın yükü de hafif ama hiçbirimiz tamamen özgür değiliz; çantaları bir kenara bırakamadığımız sürece..."
Her birimizin hayatında her zaman yanı başımızda bizi önemseyen, bizi dipten çıkaran insanlar olmayabilir. İşte o zaman "o insan" biz oluruz. Unutmayın, elimizi uzatıp kendimizi çekip çıkaramayacağımız hiçbir şey yok...
Ona dönüp hüzünlü gülümsedim. "Hatırlıyor mudun?" diye sordum. "Akşamları Sen kendi balkonunda otururdun, ben de kendi balkonumda."
" ben karşı binanın camından senin yansımanı izlerdim,"dedi Efe.
"Peki şeyi hatırlıyor musun?" dedim gülerek. "Sana pastaneden kendi yaptığım iddia ettiğim bir tatlı alıp getirmiştim."
"Tatlıların altında pastanın ismi yazıyordu."
Efe ufak bir kahkaha attı. O anı yeniden yaşamış gibi utandım.
"Ben kendi dairemde senin şarkılarını dinlerdim, sen kendi şarkını duyunca bana mesaj yazardın..."
"Sen balkonda uyuya kalırdın, ben karşı camdaki yansımadan uyuduğunu görünce arayıp seni uyandırırdım."
Ben bir yandan onu dinlerken ve bir yandan çiçek dürbünün içindeki renkli izlerken Efe dürbünü çekti ve eliyle gözlerimi kapattı.
"Ne yapıyorsun?" diye sordum şaşkınlıkla.
"Sana başka bir şeyi gösteriyorum," dedi.
"Neyi?"
"Karanlığı."
"Ama neden?"
"Çünkü eğer Ece'ye dair hissettiğin acı giderek büyürse Mine, acı renkleri de ele geçirecek. Geriye yalnızca bu kalacak. Karanlık."