anlamlı bir son
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Orfeus'un tam ışığa çıkmadan sevgilisine bakmasıyla sevgilisi yok olur. Bu kitap bana o sonu hissettirdi.Balzac'ın döktüğü gözyaşları gibi bir andı... kitabın başkarakteri öldü. Bitti o şiir, başka mısra gerekmez noktasından yazıyorum. Çaylak ve filozof mükemmel bir kurguydu. Hayatın başı ve sonuydular. İnsan Ondan gelir ve Ona döner ayeti metinde Süreyya yıldızı gibi parlıyor. İslam Felsefesi çok aklıma geldi okurken. Filozofun yaşadığı hayat çaylağa birçok şey öğretti. Seven bir kalp gibi... Yıldızları gördüğümüz ve çiçeklerle dolu bir hayatı görmek gerçekten muhteşem aklıma gelen Kant kadar. Ölümü çok güzel hatırlamama ve tek sorunun ölüm olduğunu düşünmeme rağmen bu seriye mersiye yazıp onu uğurlamak istemiyorum. Değerlendirme size farklı gelebilir kitaplara aşık biri olarak ve kitabın hedef kitlesi olmayarak bende çok özel bir yeri var. "Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu.
Çaylak ile Filozof 10Özkan Öze · Uğurböceği Yayınları · 202667 okunma
10/10
·208 syf.·
2026 8. kitabı
arap dili tarihine yönelik çok kapsamlı ve değerli bir esere daha denk geldim şükürler olsun ki. şöyle ki eserin içeriğinden bahsederken ana başlıklardan başlayıp tanıtmak istiyorum zira bu bir tarihi eser olduğu için bunu gerektiriyor diye düşünüyorum: ana başlıklar ve içerikleri şöyle ✓arap dili ve arap dilinin alt dalları üzerine ✓cahiliye dönemi ✓sadru'l-islam (ilk dönem erken) dönemi ✓emeviler dönemi ✓endülüs emeviler dönemi ✓abbasiler dönemi ✓memlük, eyyübi ve fatımiler dönemi ✓osmanlılar dönemi ✓modern dönem (ki kitabın en kapsamlı bölümü budur) ✓mehcer edebiyatı (savaş dolayısıyla göç etmek zorunda kalan ve kendi dilini, kültürünü ve geleneğini diri tutmak ve köklerini unutmamak adına arap beldelerinin bazı bölgelerinden bir araya gelip farklı niteliklere ancak aynı duygulara sahip olan edebiyatçılarının özlemlerini dindirmek için çıkardıkları dergilerdir. gurbet ve sıla edebiyatıdır) ✓arap dili edebiyatı ile ilgili terimler: *muvaşşah (10. yüzyılda endülüs'te -islam ispanyası- ortaya çıkmış devrim niteliğinde bir şiir ve musiki türü), *tufeyli (arap edebiyatı ve kültüründe, davet edilmediği halde yemeklere izinsiz giren, yani "yedikçe yiyen" anlamına gelen bir terim olup mecazen sürekli başkalarından faydalanan, bedavacı ve parazit kişi anlamını kazanmıştır), *sülûk (arap şiirinde su‘lûk, yani eşkıya şairlik, arap edebiyatının en özgün ve asi kanatlarından biridir), *mizah (nüktezi, şaka), *lahn (dil hataları), *nakd (eleştiri), *mersiye (ağıt), *hiciv (küçümseme), *makame (roman, anlatı), *nakîza (edebi münazara), *iştikak (bir kelimenin, başka bir kelimeden anlam ve harf düzeni yönüyle türetilmesi), *nakt (edebi ve dilsel tenkit, şiir veya nesirdeki hataları, kusurları, üstün ve zayıf yönleri göstermek), *ezdâd (bir sözcüğün iki zıt anlamı birden ifade
1000k
101 Soruda Arap Dili ve Edebiyatıİbrahim Usta · Akdem Yayınları · 20209 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Toprağın Altından Yükselen Fısıltı..
9/10
·269 syf.··
2026 112. kitabı
Dünya denilen bu gürültülü panayırın ışıkları söndüğünde, geriye kalan o mutlak sessizliğin içinden bir ses yükseliyor: Mezarımdan Yazıyorum. Bu eser, bir sonun değil, aslında bitiş çizgisinden geriye doğru bakmanın, hayatın o telaşlı koşturmacasını bir ölünün soğukkanlılığıyla süzmenin hikayesidir. Kitap değil, sanki üzerine toprak atılmış bir ruhun, geride kalanlara bıraktığı o son, sarsıcı mektuptur. ​Hayatın Ters Yüz Edilmiş Aynası ​Kitabı elinize aldığınızda hissettiğiniz o ilk soğukluk, yazarın kelimeleriyle ısınmaya başlar. Ancak bu sıcaklık, bir şömine başı konforu değil; bir yüzleşmenin, bir arınmanın getirdiği yakıcı bir hararettir. Mezarımdan Yazıyorum, okuru hayata "yaşamın içinden" değil, "ölümün kıyısından" bakmaya zorlar. ​Vakit Dolduğunda Kalanlar: Eser, insanın hayattayken biriktirdiği maskelerin, rütbelerin ve hırsların, toprağın altında nasıl anlamsız birer toz bulutuna dönüştüğünü naif ama bir o kadar da sert bir dille anlatır. ​Zamanın İronisi: Yaşarken saniyelerin hesabını yapmayan insanın, artık zamanın olmadığı bir yerden zamana dair kurduğu cümleler, okuyucunun boğazında bir düğüm bırakır. ​Edebi Bir Kefen: Kelimelerin Sessiz Dansı ​Yazarın üslubu, bir vasiyetname kadar dürüst, bir mersiye kadar hüzünlüdür. Cümleler sanki mermere kazınmış gibi ağır ve kalıcıdır. Burada edebiyat, bir süsleme sanatı değil; bir hakikat arayışıdır. Her sayfa, hayatın içinde kaçırdığımız o ince detayların, aslında varoluşumuzun en temel taşları olduğunu hatırlatır. ​"Burada, toprak altında ne güneşin yakıcılığı var ne de insanların soğukluğu. Sadece ben varım; hiç kimse olmanın o muazzam hafifliğiyle baş başayım." ​Bu pasajda olduğu gibi, kitap boyunca "benlik" kavramı masaya yatırılır ve üzerindeki tüm fazlalıklar bir otopsi titizliğiyle ayıklanır. ​Düşündürücü Bir
1000Kitap
Mezarımdan YazıyorumMachado de Assis · Jaguar Kitap · 20211,052 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 23:57
Ağıt/Mersiye/Sagu Anlamı değişip adı hep aynı kalan. Ölen kişinin ardından duyulun acıyı,üzüntüyü dile getiren manzume. Ağıt başkasına yakılınca oek tesiri yoktur.Bir gün ansızın yakılan ağıdın sizin için de olacağını hiç düşündünüz mü?O gün geldiğinde (zannımca) ağıdın dili,rengi ve duygusu da değişecek. Sevgili Kemal Varol'un güzel kaleminden yine muhteşem bir eser.
Ucunda Ölüm VarKemal Varol · Doğan Kitap · 20252,875 okunma
İzmir'e Güzelleme, İzmir'e Mersiye
8/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Yüksek dozda sürpriz bozan içerir. "İzmir... Yoğuran, kendine benzeten İzmir... Bin yıllık kaypak bir tarihin içinde suyla, denizle, ateşle, alın teriyle... Kanla, tuzla, yakamozla... Alevle, zelzeleyle, ihanetle... Her şeye rağmen içine alan ve yeniden doğuran İzmir..." Bol diyalog, bol monolog, çokça başarılı gözlem, çokça sağlam hayat ayrıntısı, kent tarihine dair göz ardı edilen bir dizi çarpık durum, türlü dertlerden muzdarip yazarın oraya buraya çekincesiz, cesaretle serpiştirdiği bir dizi hiciv. İzmir, plansız ve yanlış yürütülen kentsel dönüşüm, göç, aidiyet, sınıfsal ayrım, yoksulluk, şehrin gettolarındaki geçim kaynakları, definecilik, midyecilik ve aile travmaları temaları etrafında şekillenen; soluk soluğa sürükleyen, sindirilmesi zaman isteyen güçlü bir metin. İsim seçimi öyle nokta atışı ki içerikle uyumu göz önüne alınınca hayran olmamak elde değil. "Oysa tek kurtuluşu bu gömüler olan Kuşçu ailesinin genç oğlanları, kazdıkları yerlere köklerini dikerek tutunacaklardı. Şehrin bu deviniminde kök salmanın başka yolu yoktu." "Kazarak hayatta kalmak yazgılarıydı ama denizin altını kazımakla toprağın altını kazmak aynı şey değildi. Toprağın altı aynı zamanda çürümüş insan demekti." "Kolay kolay bir yerde huzur bulamazdı, o yüzden sürekli ev değiştirirdi. Yerini beğenmeyen çiçekler gibi hızla solardı." Başlarda tekinsiz, tedirgin edici bir atmosferin ortasında kalakalıyoruz; kadının evinin akıbeti ne, anlatılagelen anekdot tadındaki hikâyeler metne nasıl hizmet ediyor, neden her bölüm sonunda birinin dili kesiliyor sora sora bir hal oluyoruz. İlk üç-dört bölümde hop dedim duvara tosladık galiba, ne okuma zevki veriyor ne içine alıyor, bir olmamışlık var burada. Baktım ki çözülecek gibi değil, yazarın meselesini tespit etme yoluna gideyim dedim. Yani,
KöksüzlerBarış İnce · İnkılâp Kitabevi · 2022187 okunma
Kerbela Olayını Anlamak İçin
8/10
·809 syf.··
2025 59. kitabı
1.0 Giriş: Kerbela'yı Anlamanın Önemi Kerbela hadisesi, yaşandığı günden beri her yıl ve her mekânda Müslüman toplumlar tarafından anılmış, gönüllerdeki yerini korumuş ve asırlar boyunca unutulmamasını sağlayan eserlere, törenlere konu olmuştur. Çünkü Hz. Hüseyin'in Kerbela'daki onurlu duruşu, bizlere mazlumluğuyla zulme karşı durmayı, izzet-i nefsiyle izzet-i nefsimizi korumayı öğretmiş; şerefli vefatıyla şehadet şerbeti içmesi, şerefle yaşamanın bir hak ve görev olduğunu göstermiştir. Bu derin ve üzücü hadiseyi layıkıyla kavrayabilmek, onun manevi mirasını anlayabilmek için bazı temel kavramları bilmek gerekir. Bu inceleme, Kerbela olayının merkezinde yer alan Ehl-i Beyt, olayın anıldığı ve mateminin tutulduğu Aşure geleneği ve bu acıyı nesilden nesile aktaran Mersiye edebiyatı gibi temel kavramları açıklamak amacıyla hazırlanmıştır. Gelin, bu kavramların ilki olan Ehl-i Beyt'i tanıyarak başlayalım. 2.0 Ehl-i Beyt: Hz. Peygamber'in "Ev Halkı" Ehl-i Beyt, İslam kültür ve inancında Hz. Peygamber'in ailesini ve soyunu ifade eden merkezi bir kavramdır. Bu sevgi, İslam tasavvufundan Türk edebiyatına kadar geniş bir coğrafyada asırlardır en derin şekilde işlenmiştir. 2.1 Ehl-i Beyt'in Tanımı ve Kapsamı "Ev halkı" anlamına gelen Ehl-i Beyt, İslam öncesi Cahiliye devrinde bir kabilenin yönetici ailesini ifade ederken, İslami dönemle birlikte sadece Hz. Peygamber'in ailesi ve soyu için kullanılan özel bir terim hâline gelmiştir. Bu kavramın manevi merkezini ve en dar kapsamdaki tanımını, İslam kültüründe derin bir sevgiyle anılan "Pençe-i Âl-i Abâ" (Aba Altındakilerin Beşi) oluşturur. Bu isimlendirme, bir rivayete göre Hz. Peygamber'in abası altına aldığı şu beş mübarek ismi ifade eder: Hz. Muhammed Hz. Ali **Hz.
Din
Kerbelâ MersiyeleriMehtap Erdoğan · Grafiker Yayınları · 20091 okunma