Genç kızın odasında, komidinin üzerinde içinde kurumuş çiçekler duran cam bir vazo vardı, su buharlaşıp uçmuştu, kör eller oraya yöneldi, parmaklar çiçeklerin kurumuş taçyapraklarını elledi, terk edildiği zaman yaşam ne kadar da kırılgan oluyordu.
Hayatım bitmeyen, değişmeyen bir gece yarısıydı. Benim için her zaman gece yarısı olması gereklilikti. Peki nasıl oluyordu da gece yarısının ortasında güneş doğuyordu?