Mert Yaman

Mert Yaman
@mertyaman7
Dışarıya Yağmur, Yüreğime Hasret, Fikrime Sen... Nasıl Yağıyorsunuz Üçünüz Birden Bir Bilsen.
Lise
İstanbul
İstanbul
13 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
9/10
·194 syf.··
2018 1. kitabı
Bu roman için, dünya çapında ün yapmış modern bilimkurgu - Fantastik romanlarının sürükleyiciğini taşıyor demek pek te yanlış sayılmaz. Kitabı elimize alıp henüz başladığımız vakit büyüleyiciliğini hissetmek mümkün. Sayfaları arasında dolaşırken mutlaka hayatın içinden izler bulacak, samimiyetini anlayacaksınız. Bu kitabında bir sebepten ötürü başkalaşmaya zorlanmış insanların yaşam mücadelesi ve yeni bir dert, yeni bir heyecan, yeni bir dil öğrenme çabasının sonuçlarına değinmişitir Edgü. Açıklık, Yalınlık, Duruluk, Özlülük, Tutarlılık, gibi anlatımın tüm özelliklerinin barındığı bu eser de yazar, arkasına yaslanıp kelimelerin gücüne güvenmiştir. Kitapta ki Doğu tasviri en güzel biçimde irdelenmiştir. Bu kitap Doğuyu daha yakından ve doğru tanıyabilmek için yol aydınlatıcı işlevi görmüştür.
Edebiyat
Hakkari'de Bir MevsimFerit Edgü · Sel Yayınları · 201714bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
4/10
·244 syf.··
2017 6. kitabı
Ziya’ya Mektuplar Birbirine derinden bağlı iki dost bu iki dostun karşılıklı sevgi dolu mektuplaşmalarını anlatan bir kitaptır. Kitabın içerisinde Cahit Sıtkı Tarancı’nın, Ziya Osman Saba’ya yazdığı mektuplar yer alıyor. Bu mektuplarda hâl ve hatırlarını sormalarının yanı sıra birbirlerine gönderdikleri yeni şiirler yahut şiir mısraları, bazı deneme tarzı etkileyici kısa yazılar ve edebi konuşmalar bulunuyor. Kitap öncelikle hayatlarını anlatarak başlıyor. Birkaç bölüm bu şekilde devam ederken daha sonra mektuplaşmaları başlıyor. Son derece önemli olan mektup tarzında eseri günümüz ile karşılaştırırsak iki farklı konuda ele alabiliriz. Birincisi Cahit Sıtkı Tarancı ve Ziya Osman Saba arasında ki sıkı dostluktur. Bence günümüzde asla görülmeyecek şekilde birbirlerine bağlanıp güvenmiş iki dostturlar. Öyle ki onların dostluğunu şu şiir çok iyi anlatıyor: ‘’Bulutlara rüzgâra asarım suretini her akşam Her akşam mektup yazarım dağlar kadar Kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi, üşüyorsun Unutma dostumsun sen, neredeysen orda ölmek isterim!’’ 1 Karşılıklı duyulan güveni birbirlerine şiirlerini açmalarından anladım. Çünkü bir şair için en mahrem ve mühim olan şiirdir. Bahsettiğime karşı tez olarak günümüzde şairlerin tüm şiirlerini tek hareketimle okuyabiliyorum diyebilirsiniz. Fakat benim demek istediğim o değildir. Şair – her ne kadar ünlü olsa da – şiirini dergide, gazetede yada herhangi bir yerde yayınlamadan önce birinin fikrini almak ister. Bu kişide şairin en güvendiği insandır. Cahit Sıtkı Tarancı için bu kişi Ziya Osman Saba’dır. Burada Ziya Osman Saba’nın oynadığı rôl çok büyüktür. Tarancı dostunun eleştirilerine önem vererek ve görüşlerini değerlendirerek şiirleri hakkında karar verir. Şiir, şairin o anlık ruhunu yahut bilinçaltını anlatır. Bu yüzden şiirin
Teknoloji
Ziya'ya MektuplarCahit Sıtkı Tarancı · Can Yayınları · 2016206 okunma
8/10
·352 syf.··
2017 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2017 00:00
ÇOBAN VE KOYUNLARI Birbiriyle savaş içerisinde olan 3 farklı ülke Ülkeler farklı fakat düşünce sistemleri aynı 2+2=5 üzerinden yorumlamaya çalışırsak düşünmeyi tamamen yasaklayan bu sistem ve ‘PARTİ daima sizin için en iyisini düşünür ve yapar, sizin ne düşünmenize ne de sorgulamanıza gerek vardır’’ maddesiyle maalesef insanların özgürlüğünü ve hür iradesini ellerinden alan bir yaptırım ile karşılaşıyoruz. PARTİ, insanların fikir üretmesini engelleyerek tek tip vebaşkaldırmayan insan sürüsü yaratmaya çalışır. PARTİye ne kadar sâdık -her denilene körü körüne inanan, araştırmadan ve sorgulayıp öğrenmeden bağlanan - insan olursa istediklerine o kadar rahat ulaşabilecekler. Söylenenin aksini düşünmek dâhi suç sayılıyor. Düşünce polisi adlı kurum bu yüzden mevcut. Winston bir DIŞ PARTİ üyesi idi ve insanları 3 farklı şekilde sınıflandırırsak Winston ikinci tabakada yer alıyordu. İlk ve öncelikli olanlar İÇ PARTİ üyeleriydi. İÇ PARTİ üyelerinin nelere sahip olduğu asla bilinemezdi. Onlar tele-ekranlarını kapatabilen tek ayrıcalıklı kesimdir. Son kesim ise PROLETERlerdir. Bir diğer deyiş ile ilk önce ölmesi gerekenler. Tele-ekranlar sayesinde mahrem kelimesi ortadan kalkmıştı. PARTİden yahut BÜYÜK BİRADER’den gizli bir şey yapmak yasak olmakla birlikte pek mümkünde değildi. İÇ PARTİ üyeleri hariç herkes adım adım her yerde izlendiğinden dolayı onlardan izinsiz hareket etmek imkânsızdı. Bir düşünsenize! Özgürce nefes almanız bile önleniyor. PARTİnin bunu yapma sebebi kendilerine başkaldırmak isteyenlerden haberdar olmayı sağlamaktır. İnsanlara kalem kâğıt bile yasaklanıyor. Ki yine bu da kendi varlıklarını devam ettirebilmek için PARTİnin aldığı önlemlerden biridir. Hür bir şekilde biriyle konuşman yasak, herhangi biri ile bakışman yasak. Birde nereye bakarsan
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,3bin okunma