İnsan, çok sevdiği birini kaybettikten sonra asla alışmıyor. Alışamıyor. İlk andaki o bıçak gibi acı, zamanla köreliyor belki, ama yerine daha soğuk, daha kalıcı, daha çaresiz bir şey yerleşiyor: onu bir daha asla göremeyecek olmanın kesinliğiyle dinmek bilmeyen, sessiz bir özlem.
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum
-Atillâ İlhan
Saat sanki durmuştu, akrebin de, yelkovanın da yerlerinden kımıldamaya niyetleri yok gibiydi. Ah, zaman! Yüreğin sıtmalı vuruşları... evrenin karanlık, buz gibi uzay boşluğu!
Bu gözler yıldızlardan daha parlak, ateşten daha sıcak
Ve daha korkusuz, ça'nın fosfor yeşili gözlerinden.
Unutma: sönmüş bir kömüre dönüşecek güneş,
Yıldızlar peşpeşe gökten düşecek,