Ne zaman derin bir üzüntüye kapılsam gözlerim parlar, tavır ve hareketlerim neşelenir, içim içime sığmaz olur. Dünyayı hiçe sayıyormuşum gibi kahkahalarla gülerim, türlü gevezelik ve delilikler yaparım. Maamafih öyle sanıyorum ki, yakın kimsesi ve başkalarına açılmaya kabiliyeti olmayan insanlar için bu daha iyi bir şeydir.
Acaba zâil, yalancı bir cennette cismi bulunan ve kalbi, ruhu cehennemde azab çeken bir insana mes'ud denilebilir mi? İşte sen bîçare beşeri böyle baştan çıkardın, yalancı bir cennet içinde cehennemî bir azab çektiriyorsun.
(Lem'alar 116.sh - Risale-i Nur)
Bu dünya bir zindandır, bu zindanda huzur arama. Gönlünü doğrult. Elinden geldiğince vücudunun isteklerini terk et. Bu geçici zamanı boşa harcama, çünkü o bir daha geri dönmeyecektir. Kendin göçmeden göçünü önceden gönderirsen orada rahat edersin. Hayat nimetini elde edip de zamanını boşa harcayan kimse kendisini yakmış demektir.
Bugün bu nefsani isteklerimi üzerimden çıkarıp atmadan benim yarın iyilik bulmama imkân var mıdır? Bu dünya beni terk etmeden ben onu terk ettim. O benden bıkmadan ben ondan daha önce davrandım ve o benim gözümden düştü. Böyle olduktan sonra, bu dünyanın gereği var mı?