Ta uzaklarda, yere doğru eğilen gökyüzünden inci renginde bir ışık geliyordu; dünyanın büyüklüğünü hissedip, o sırada pek çok yerde insanların uyandıklarını, çalışmaya, güçlüklere göğüs germeye hazırlandıklarını düşündü. Kendisi de bu zorunlu, canlı, hareketli hayatın bir parçasıydı ve bu hayata ne dışarıdan - kendi son derece rahat sığınağından- bakan bir seyirci olabilir ne de bencilce şikayetlerle gözlerini ondan kaçırabilirdi.