Eskiden de para vardı, zengin olanlar da. Yalnız bu kimseler azdı ve zenginliklerini, engerek yılanının ayaklarını gizlediği gibi gizlerlerdi. ...Şimdi ise zenginlik ya da zenginlik denilen şey, geneldi. Çoğu zaman da kişisel zevk ve eğlence biçiminde kendini gösteriyordu. Onun içindir ki, onun pırıltısını ve kıpırtısını herkes görebiliyordu... Geriye kalan her şey de böyle idi. O zaman kadar gizli kapaklı yollarla tadılan zevkler, şimdi açıkça satın alınabiliyordu. Ve bu... onların çekicilik gücünü de, onları arayanların sayısının da çoğaltıyordu.
"Bosna'da iki din arasında yüzyıllardan beri süren bu büyük ve tuhaf savaşta din kisvesi altında toprak, iktidar, kendi hayat görüşü ve dünyayı idare ediş biçimi için de çarpışıyorlardı. Birbirlerinin sadece kadınlarını, atlarını, silahlarını değil; şarkılarını, şiirlerini bile çalıyorlardı. Onlar da değerli bir ganimet gibi birbirinden diğerine geçiyordu."
Öteden beri söylenen 'dili, dini, ırkı ne olursa olsun bir imparatorluğun çatısında kardeş gibi yaşıyorlardı' söyleminin ne kadar büyük bir yalan olduğunu görüyoruz. Öyle yaşamıyor; yaşamak zorunda olup yaşıyor gibi görünüyorlarmış. Olan kardeşlik de zaten öyle görünüyor ki devletlerin değil, kişilerin kendi insani değerleriyle ortaya çıkan ilişkilermiş. Din ve ırk fark etmiyor, gücü eline alan önce kendinden olmayanı yutuyor.