Birileri yanına gelip de, "Tamam, artık kendini bırakabilirsin. Ben seni tutarim," diyene kadar ne kadar hızlı koştuğunu, ne kadar çok çaliştığini, ne kadar bitkin düştüğünü fark etmiyor insan.
Bazı gereksinimlerin zamanı oluyor hayatta. O zaman geçince giderilmemis
Ihtiyacın yerini karanlık bir ağırlık alıyor. Yokluk boșluğa, bosuk ağırliga dönüșüyor. Sonra artık ne yapsan bașa dönülemiyor.
Ertesi hafta yeniden bulusmuşlar aynı çay bahçesinde bizimkiler. Buluştuktan az zaman sonra garson gelmiş. Babamin bir sey demesini beklemeden annem atılmış, "Bize bir cay" demis gülerek Garson tek çay getirmis. İlk yudumunu annem almış, sonra bardağı babama uzatmış. Her hafta buluşmuşlar, bi çay söyleyip birlikte icerek açilmışlar birbirlerinin denizine. "Dudağımın iz bıraktığı yeri çevirip, oradan içerdi baban"diyor annem Gördüğüm en güzel öpüsme sahnesi.