Korkutucu olan şey, tıpkı yasaklanmış bir tarikatın sırları gibi, esrarın "ev kadını" denen o kimliksiz kişilerin hepsine bulaşması, ama onların böyle bir sırları, gizli törenleri, paylaştıkları bir suçları, sevinçleri ve tarihleri yokmuş gibi davranmaları, üstelik de bunu, bir şey gizleme isteğiyle değil, bütün içtenlikleriyle yapmalarıydı. Hadım edilmiş haremağalarının kilit üstüne kilit vurarak sakladıkları o sır gibi hem çekici hem de iticiydi bu bölge .Varlığı herkes tarafından bilindiği için, bir kâbus gibi dehşet verici değildi belki, ama hiçbir zaman tarif edilip adlandırılmadığı için esrarlı ve yüzyıllardır kuşaktan kuşağa geçmesine rağmen, hiçbir zaman bir gurur, güven ve zafer kaynağı olamadığı için de bu esrarı acıklıydı. Bir ailenin bütün üyelerini yüzyıllarca izleyen bir uğursuzluk gibi bir tür lanet olduğunu düşünürdü bazan bu bölgenin, ama evlenerek, çocuk sahibi olarak ya da anlaşılmaz nedenle birdenbire çalışmayı bırakarak birçok kadının kendi isteğiyle bu esrarlı lanete döndüğüne tanık olduğu için de, tarikat sırrının bir çekimi olduğunu da anlardı; öyle ki bu lanetten kurtulmak başka birisi olmak kararıyla, nice emeklerle bir iş bulup çalışmaya başlayan kadınların bazılarında geride bıraktıkları o gizli törenlere, sihirli anlara hiçbir zaman anlayamayacağı ipeksi ya da karanlık bölgelere dönme isteğinin belirtilerini gördüğünü sanırdı