• Şu sokakları dolduran kalabalıkların kaç tanesi, Poe gibi sadece insan olmanın kederini hissedebilir? Onların bu görkemli isyanı, herhangi bir canlının hayatta kalma çabasından daha manalı değil ki. Elbette biz sosyalleşmiştik, hürriyet, kardeşlik ve eşitlik isteyecek kadar geliştik ama hâlâ insan olmanın derinliği bütün bu kalabalıkların hareketlerinden uzaklarda bir yerde duruyor. Ben siyasetten, demokrasiden ya da ihtilalden bahsetmiyorum. Bunları lüzumsuz filan da saymıyorum, sadece hayatın manasından söz ediyorum. Niye yaşıyoruz? Amacımız ne? Varolma meselesi yani, ruhumuzdaki o kadim sızı...
Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi... Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan... Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz.