Hatırlamıyorum ,verdiği mutluluk dolu sözleri. Hatırlamıyorum, veda ettiği hatıraları. Aldığı kararları, yürekten verdiği kadarıyla tutamadım belleğimde. Şimdi sadece ayaz vurur camlarına. Isıtır sandığın fikirlerinde asılı kalmış fotoğrafım. Oyalanmak üzere bütün şehrin ışıkları vurmuş yüzüne. Kısaymış zaman; kısalmış, üzerinde oynanan oyunları bir bir bozunca. Perperişan tümceleri adam etmek yaramamış benzeri olmayan insanların, hatırı kalmış hüzünlerinde. Şimdi kim inkar eder söyle, mahcup olduğu bakışlara bir merhaba diyerek uzaklaşır sanki silüeti. Daima hatırla gelip gidenleri. Hatırla ki solmuş bir gülümseme için bile takla attığın yüzleri unutma. Şimdi sadece kendini bulan kazanır. Çıktığı o derin kapta şekil almış hapishaneden . Alıştım ben bu çığırtkanlığa uğrayıp dönüşte kendini bulamamış çaresizliklere. Oysa hayatta mümkün değil bir benzerini yaratmak . Aynı rolde kalıp, sonucunu kanıtlamak. Derin bir okyanus ötesinden kıskanırım şimdi seni. Bağrına basarak değil. Yürekten acıların üzerini örtmeye yetmez gülüşlerimle. Halden anlayan çıkmaz sokak ortasında, belli. Şimdi ne sen zararsız, ne de ben kararsız...
M H
İnancı zaferlere karşın dokunaklı bir öyküsü yokken bile, bilhassa öne atılan cesur yürekler varken dahî bu dava hep sürecektir... Çünkü çok sevdiği, bir yerde hayranlık beslenilen ideolojiye karşı gerekli düzeyde hissedilirse, inancı kırılmaz ve sonsuza dek güven dolu bir alan açılır... Çiçekleri sulamadan gerekli olan büyüme ve gelişme sağlanamaz... Bunu gerçekten hak etmiş insanlara tam itimat elzemdir...