Zaman zaman hayatını başkalarınınkiyle kıyaslarken yakalıyordu kendini. Mükemmel olma ya da mükemmele en yakın şey her neyse o olma arzusu yüzünden de bocalıyordu. Ne yaparsa yapsın, sanki sürekli bir şeylere geç kalıyormuş; ne kadar çalışırsa çalışsın, yine de bir şeyler eksikmiş gibi hissediyordu. İçinde bir boşluk vardı ve bu kara deliği bir türlü dolduramıyordu.
Mevlânâ'nın bir misali var: Bir katır gelir, bir yerde çişini koyuverir. Bir çukur... Çukur dolar, pis bir sıvı... Ve bir çöp düşer üstüne... O çöpe bir sinek konar, kendisini okyanusta zanneder!
Farklı insan tipleri hayatta hep vardır. Bazı adamlar sönük, kimi adamlar çürük, kimi adamların ise rozetleri yüreklerinden büyüktür. Acıları dertleri nimetleri farklı olsa da her insan yaşamak, mücadele etmek, olgunlaşmak ve kendine güvenmek zorundadır.