“Ölüm ve yaşam birbirine tezat durur ama en çok bu ikisi birbirine karışır. Bazıları öldüğü halde kendini hayatta sanıyor, bazı ölüler de sürekli hayatın içinde. Bize verilen ceza da bu belki. Ölümle hayat arasındaki çizginin belirsizleşmesi, ölümü ve hayatı gereği gibi hissedip yaşayamamak.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Aynı güzergahta gitmek aynı yolu gitmek demek değildir. Yol; üzerinde gittiğimiz asfalttan, sağımızdaki solumuzdaki tabelalardan, etrafımızdaki manzaralardan, evlerden, ağaçlardan mı ibarettir? Yolun manası taşta, toprakta değil, insanda görünür. Her gün değişik insanlarla karşılaşıyorum, hiçbir gün aynı yolu gitmiyorum. Aynı insanların bindiği de oluyor, suretlerini tanıyorum ama onlar da her gün başka bir haletiruhiyede olduklarından aslında aynı insan değiller.”
Düşünmek, sonlu ve geçici bu dünyada bulunmanın ölümsüz ruhlarında açtığı yaraları sarmak için başvurduğumuz bir tedavi yöntemidir. Kaybettiğimizi bulmak için bir tedavi yöntemidir.
Bulmak ve bulunmak için varlık aleminin bütün dehlizlerine girip çıkmaktır.
...
Asıl mühim olan şey insandır. Gerisinden bana ne?.. Belki bir insan hayatı zamanın fırınında ateşe attığımız bir kağıt kadar çabuk yanıyor. Belki hayat, hakikaten bazı filozofların dediği gibi, gülünç bir oyundur. Tam bir ümitsizlik içinde bir yığın karar kılıklı tereddüt ve küçük, ümitsiz savunmalardır, hatta hülyadır. Ama gerçekten yaşamış bir insanın ömrü yine mühim bir şeydir.
...